“Küçük tilki,” dedi boğuk bir ses, hemen yanında durarak. Hazan gözlerini yerden kaldırıp çocuğun sarı ağlar dolanan yeşil gözlerine bakakaldı. Çocuk elini uzatıp kızın çenesine nazikçe dokundu.
“Birçok ölü adamın yanından geçip gittin ancak anneni gördü- ğünde verdiğin tepkinin yarısını vermedin.”
Hazan dişlerini sıkarak çocuğa baktı. Kendisini bu kadar iyi analiz etmesine şaşırmamıştı.
“İlk kural bu kızım, kimseye asla ve asla güvenme.”
Annesinin koyu renk gözlerine büyülenmişçesine bakmıştı. “Canım acıyor. Yardım et,” diye fısıldamıştı annesine.
Kolunu kıpırdatamıyordu.
“Yalnızsın Yakut. Ayağa kalk ve devam et. Acıtan şey öldürmez. Öldüğünde bunu bilirsin zaten.”
Son cümlesini espri yapmış gibi kıkırdama eşliğinde söylemişti. Ardından arkasını dönüp gitmişti.