b

b
@users78915
“Ama kül olmak istemem Bronz.” “Sen kül olacak biri değilsin, uğruna kül olunacak birisin.” dedi.
Sayfa 364·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Herkesin bir hayali vardır.” dedi. “Benim bile.” “Merak ettim şimdi ama sorsam söylemeyeceksin gibi.” Ölümün soğukluğunu aratmayan sesiyle, “Kurşun asker.” dedi. Kelimelerinde is vardı. “Bir kurşun asker olmayı çok isterdim. Fakat ben kül asker oldum.”
Sayfa 314·Kitabı okudu
Alıntı
“Peki neden sürekli ellerini yıkıyorsun?” Derin bir nefes aldı. Dişlerinin arasında tuttuğu sigaranın ucunu ısırıyordu. Bakışları ellerine düştüğünde titreyen parmaklarına baktı. Yumruk yapıp sıktı. “Ellerim temiz değil,” dedi Viran, tokluğunu yitirmiş bir sesle. “Hiç temiz değil. Temiz olması lazım. Temiz tutmam lazım.”
Sayfa 313·Kitabı okudu
Alıntı
“Önce sabah uyanırım..” diye kısık çıkan sesimle mırıldandım gördüğüm tost makinesiyle ekmek aramaya başladım. Bakışlar dilim ekmeklerle kesiştiğinde birkaç adım atıp paketi elime aldım ve iki dilim ekmek çıkardım. “Sonra kocamı uyandırırım Bronz Bronz, derim kocam zaten uyanır. Güzel bir kahvaltı sofrası hazırlarım ona, mutlaka tereyağlı balıi ekmeğini eksik etmem.” derken buzdolabına ilerleyip tostun içi için malzeme çıkardım. Tost makinesini fişe takıp ısınmasını beklerken o sırada ekmeğimi hazırlayıp kaynayan suyu kapattım. “Sonra çocuklarımız okula bırakırım. Okullarıyla tek tek ilgilenirim. Okul aile birliğin deyim, mutluyum, kocamı seviyorum.” Tost makinesinin arasına ekmeği koyup üzerini kapattım. Çıkardığım malzemeler gen yerlerine koymak için buzdolabına ilerledim. “Buzdolabım var çamaşır makinem var. Var da var, var da vaaaaar.” Geriye çekilip tostun olduğunu kokusundan fark ederken fişini çektim Kaynattığım suyu bardağa alıp dolaplarda gezdikten son ra sallama çay bulmuş onu da atmıştım. Tost ekmeğini makineden çıkardım ve sıcak sıcak bir isink alıp ağzım yanmasına rağmen zorlukla yedim. Masaya doğru döndüğüm sırada gördüğüm bedenle bir elim de bardak bir elimde tostla öylece kalakaldım. Masanın başında Bronz oturuyor, elindeki tabletten kafasını kaldırmış bir halde bana bakıyordu. Yeni gelmediğini önünde olan bir sürü kağıttan anlarken, “Bronz” dedim şaşkınlıkla. “Ne zamandır oradasın sen?” “Günaydın,” dedi. Uykusundan arınmış olmasına rağmen sa bahın çok erken saatlerinde olduğumuz için sesi pürüzlü çıktı Daha çok boğuk bir sesti. “Sen mutfağa girmeden bir hayli zaman önce.” “Mutfağın o kadar büyük ki seni fark etmemişim bile!”
Sayfa 302·Kitabı okudu
Alıntı