Tahsilsiz insan yontulmamış, işlenmemiş bir tasa benzer. Taşlar ise çeşit çeşittir. Çakıl da taştır pırlantada! Bir pırlanta taş, kumlar ve adi Taşlar arasında bulunduğu halde yine pırlantadır. Ancak onun meydana çıkıp ışık vermesi, baş, göğüs, bilek, parmak gibi yerlerde yer edinmesi o adi taşlardan soyulup düzeltilmesine ve traş edilmesine bağlıdır; öğrenim işte o pırlantayı söylediğimiz hale getirmek üzere kullanılan alet edevata benzetilebilir. O alet edevat ile işlenmediği halde pırlanta yine pırlantaysa da kumlar, topraklar arasında, adi Taşlar içinde gizli ve saklı kalır.
Bir meclise girdiğimizde iki kişinin ortasına izin almaksızın oturmamalıyız. Eğer toplulukta yan yana oturan iki kişi bize aralarını açıp bir yer ikram ettilerse yayılarak onların alanını kısıtlamamalı ve onlara eziyet etmemeliyiz.
İbni Arabi bazı hukemanın şöyle dediğini nakleder “ iki kişi vardır ki zalimlerdendir. İlki kendisine nasihat edildiğinde bunu bir günah suç gibi algılayan kimsedir. İkincisi ise kendisine bir yer açılan kişinin yayılarak diğerlerinin alanını daha da daralttığı kimsedir”
Bir gün hocamız Ebu Ya’la ile yürürken bana
-Senden büyük bir kimseyle yürüdüğünde nasıl yürünür biliyor musun? diye sordu.
- hayır bilmiyorum diye cevap verdim
- senden büyük biriyle (buradaki büyüklük illa yaş olmak zorunda değildir, fazilet, ilmin daha çok olması, daha yumuşak huylu olmak da bu büyüklüğe girer ) yürüdüğünde onun biraz arkasından sağından yürü! O kişi namaza durduğunda arkasında sağ tarafta
Namaza dur! Onun sol tarafını boş bırak ki aksırdığında ve kendisinde bulunan bir eziyeti gidermek istediğinde sol tarafını kullansın.