ölüm, insanın bir türlü yenmeyi başaramadı baş düşmanıdır. Kendi sonuyla tanıştığı andan itibaren ölümsüzlük denen o imkansız hayalin peşine düşer insan. Sonsuza dek yaşamak hülyası ile inançlarına ve mitlerine yön verir, geleneklerini buna göre şekillendirir.
Kendi insanına savaş açan, onları yaşatmayan devletler veya iktidarlar, ellerinde tuttukları şiddet tekeli ve dış destek sayesinde bir müddet üstünlük sağlasa bile sonunda yok olmaya mahkumdur. Zira insanlarını yok ederken aslında dayandıkları temelleri yıktıkları, kalıcı kin ve nefret tohumları ektikleri için fark etmeden kendi devletlerinin veya saltanatlarının da altını oymuş olurlar.