Kardeşimin Hikayesini ikinci okuyuşum . İlk okumam ilk basıldığı seneydi ve kısa sürede bitirmiştim . Merakım , tahminim hep uyanık kalmıştı . Arzunun katili kim ? Bu Mehmet Arslan’ın başına ne geldi ? Ahmet Arslan niye dokunamıyor ? Gazetecinin başına bir kötülük gelecek mi ? gibi . Haliyle romanın edebi yönüne bakmamış okuyup geçmiştim . Aradan yıllar geçti . Tekrar okudum .(Katilin kim olduğunu bile unutmuşum . )Okurken sıkıldım ve bir an evvel bitmesini istedim . Nedenlerim : mesela okuyanlar bilecektir , anlatılan karasevdayı hissedemedim.Derin bir aşk acısı çeken var ama karşı tarafa yansıyan hiçbir şey yok . Sadece Karasevdalı karasevdalı dolaşıp duruyor . Ayrıca bak sana ne anlatacağım ne anlatacağım ama yarını bekle sözleri fazlaca tekrarlandı . Merak oluşturmadı . Bir de şu kavuşamamanın sonunda hücrelere düşmenin sebebi de çok suni , reklamvari bir şeydi . Karasevdanın engeli bambaşka bir şey olabilirdi .
Ama ikinci kez okuduğumda not aldıran bölümler de oldu . Mesela Sovyet Rusya’nın çöküşü ve topluma yansıması sonucu yaşananlar . Madalyaların , eşyaların teker teker elden çıkarılması ; subayların evlerinde kendi kızlarının erzak karşılığı satılması gibi . Savaşlar en neticesinde ahlaki çökmeyi de beraberinde getirirdi .
İlk okumada merakı üst seviyede tutan sürükleyici bir kitap .Okunup geçileceklerden. . İyi okumalar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Denizler ötesine giden kişi yalnızca iklimi değiştirmiş olur , aklını değil . Senin ihtiyacın olan sürekli gezmek değil , kaplanın sırtından inmek . Hatırlıyorsun değil mi ; hani bir adam kaplanın sırtına binmiş bir türlü inemiyormuş . Çünkü sırtından indiği zaman hayvanın kendisini yiyeceğinden korkuyormuş . Ama bir insan ömür boyu kaplanın sırtında oturamaz ki !