Değirmen yazarın öykü kitabı .Öncelikle çok sevdiğim öykülerini başında belirtmek isterim : kitaba ismini veren Değirmen ( Sevdiğinde bulunmayanı kendisinde de söküp atan Çingece Atmacanın aşkını konu ediyor ) , Kurtarılamayan Şaheser ( sevdiğinin aşkı karşılığında kendini mükemmel şiir yazmaya adayan şairi ) , Kazlar ( gariban Dudu ve Seyitin sisteme yenilmelerini ) , Bir Orman Hikayesi ( sisteme , şirketlere yenilen yaşlı ihtiyarı - okurken günümüzde Heslere karşı mücadele veren köylüleri düşündüm .)
Sabahattin Ali’nin (yaşamını düşünmezsek ) yalnızca görünüşüne baktığımda sanırım tam bir salon beyefendisi olduğunu düşünürdüm . Odasında okur , yazar , elinde içkisiyle bir müzik seçer pikabına koyar , dinler .Ama yazdıkları bunun tam tersi olduğunu gösteriyor . Yoksa bu kadar gerçekçi ve tanıyarak kişileri yazamazdı. İnsanları mekanları , makamları iyi biliyor ve gördüğünü de korkmadan yazıyor .Konuları ise halen güncel . Halen fırsatçılar , çıkarcılar , sadece kendini düşünüp eti kendine saklayanlar ,görevini zamanında yapmayıp halkta gündem olunca soruşturma açanlar var .
Cümleleri , dili vurgulu . Not alıp tekrar tekrar okuyup üzerine düşünmek isteyeceklerimizden . Ne mutlu ki bu topraklarda Sabahattin Ali yaşamış ve yazmış . Bize de düşen tekrar tekrar okumak .
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Evvelce fazilet diye baktığı şeylerin birer merasim ve gösterişten ibaret olduğunu ve asıl iyiliğe yalnız ahlak münakaşalarında veya akıllı nasihatlarda rastlanabilidiğini , namuslu olabilmek için başkalarının namusuna dil uzatmanın , kirlenmeden yükselebilmek için temiz alınlara basarak çıkmanın yeter olduğunu ve buna benzer birçok şeyleri gördükçe şaşkınlığı büsbütün artıyordu . Fakat o , böylece ahmaklık ve aciz isimli mahlûklarla , bunların çocukları küstahlık ve riya adlı iki zavallıyı tanımış oldu .
Babalarımız dedelerimizden , biz de babalarımızdan ne gördükse onu yapıyor tıpkı onlar gibi yaşıyorduk . Zaten yeryüzünde başka bir şeyin olabileceğini de bilmiyorduk ki memnun olmayalım . Bütün vazifemiz bize verilen emanetleri oğullarımıza vermek onlara da böyle yapmalarını söylemek zannediyorduk . Dışarıdan gelecek bir elin bunların hepsini altüst edeceğini düşünmüyorduk bile …
Odamda beni kitaplarım bekler .Bu yegane tesellidir . Her eşyasını ayrı ayrı ve gayet iyi tanıdığım bu odada yalnız onlar her zaman için yeni bir koku taşırlar .
Doğru değil mi ama ? Şu dünyayı adamakıllı görmeden , dünyanın ne olduğunu anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki ? Yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz .