‹Vazgeçmeye> en önemsiz, zarar görmeye en açık olan şeylerle, örneğin bir çanak veya bir kupayla başlayın, sonra tuniğe, değersiz bir köpeğe, önemsiz bir ata, bir parça toprağa geçın, ardından sıra kendinize, zavallı bedenınıze ve organlarınıza, çocuklarınıza, karınıza, erkek kardeşlerinize gelsin. Her tarafa bakın ve bu şeyleri kendinizden söküp atın. Yargılarınızı arındırın, sahip olmadığınız bir şeyin onlara bağlanmasından, onlarla birlikte gelişmesinden ve sahip olmadığınız şeylerin dağılıp gitmesinin size acı vermesinden çekinin. Gymnasium' da yaptığınız gibi her gün kendinizi terbiye ederken amacınızın felsefe olduğunu söylemeyin (bu gerçekten kibirli bir sözdür!) sadece kendisini efendisine gösteren bir köle olduğunuzu söyleyin, gerçek özgürlük budur.
Theophrastos'un Megara diyaloğunda anlattığına göre
‹Diogenes> bir farenin kendine yatacak yer aramadan, karanlıktan korkmadan ve lezzetli olduğu sanılan şeylerin peşine düşmeden ortalıkta dolaştığını görünce kendisini koşullara uydurması gerektiğini anladı.
Fıçısını çevırıyor, mevsimlere göre dönebilen bir evi olduğunu söyleyerek şaka yapıyordu. Zira kışın fıçının ağzını güneye, yazın kuzeye doğru çeviriyordu, Güneş gökteki yerini değiştirince Diogenes de yaşadığı yeri ona göre belirliyordu.