Çünkü insanın bilincinde başlangıç ile sonun, yaşam ile ölümün uyuşmazlığını uzlaştıran yalnız, bilinmeyen ve görülmeyen Tanrı'ydı. Dualar bu yüzden okunuyordu.
"Dua edeceğim. Rahmetlinin ruhuna dua okuyacağım."
"Dua mı okuyacaksın? Sen mi, Boranlı Yedigey mi yapacak bu işi?
"Evet, ben. Dua bilmiyor muyum sanıyorsun?"
"Bakın şu işe! Sovyet yönetiminin altmışıncı yılında insanlar neyle uğraşıyorlar!"