Uluslararası devrimin desteği olmaksızın proletarya devriminin tam zafere ulaşmasının olanaksızlığını iyice biliyorduk. Devrimden sonra olduğu kadar, devrimden önce de kendi kendimize şöyle diyorduk: ya gelişmiş kapitalist ülkelerde de devrim derhal olmasa bile en kısa tam anda patlak verecektir veya yok olup gideceğiz.
Proletaryanın kentlerdeki zaferinden sonra, bu tabakanın, kaçınılmaz olarak karşı devrimci nitelikte her çeşit mukavemet, sabotaj ve doğrudan doğruya silahlı mücadeleye başvurması kaçınılmazdır. Bunun içindir ki, ideoloji ve örgütlenme alanında, proletarya, bu unsuru bütünüyle zararsız hale getirmek için gerekli güçlerin hazırlığına hemen başlamalıdır; sanayi kapitalistlerinin üstesinden gelirken, aynı zamanda, ilk karşı koyma teşebbüsü halinde, bu tabakaya en kesin, en amansız, en ağır darbeyi vurmalıdır; bunu yapmak için de tarım proletaryasını silahlandırmak, sömürücülerin içinde yer alamayacağı, ama proleterler ve yarı proleterlerin ağır basacağı köy sovyetlerini örgütlemek zorunludur.
Unutmayınız ki, Amerika, en özgür, en demokratik cumhuriyettir, ama bu, emperyalizmin orada da o kadar vahşice davranmasına, sadece enternasyonalcilerin linç edilmesine değil, kalabalığın onları sokaklarda sürüklemesine, üstlerini başlarını parçalamasına, onları katrana batırıp ateşlemesine hiç de engel olmuyor.
Hayat en iyi öğretmendir, o, kimin haklı olduğunu gösterecektir. Varsın köylüler bu sorunu bir ucundan, biz de öbür ucundan çözeduralım. Hayat, yaratıcı devrimci eylemin herkesi sürükleyen selinde, yeni biçimlerinin geliştirilmesinde, bizleri birbirimize yaklaşmaya zorlayacaktır. Hayatı izlemeliyiz; halk yığınlarının yaratıcı dehâsına tam bir özgürlük tanımalıyız.