Mustafa Kemal Atatürk
**** Uygulayan, karar verenden daha güçlüdür. ****Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzden onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez. ****İçtenliğin dili yoktur, açıklanamaz. O, gözlerden ve alınlardan anlaşılabilir. ****Bizim uyumlu, zengin dilimiz ,yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. ****Bir dinin doğal olması akla,
İncil'nin kristal gibi berrak ve köklü tutumlarının ilanı tarihi bir dönüm noktası idi. Onların sayesinde insanlık ilk defa insan değerinin şuuruna varmış ve bununla her şeyden evvel nitelik bakımından -tarih bakımından değil- bir ilerleme meydana getirmiştir. Onun için Hz. İsa'nın zuhuru dünya tarihinin sınır taşını teşkil etmektedir. Onun vizyon ve ümitleri insanların sonraki bütün çabalarına girmiştir. Batı uygarlığı tümüyle sapmalara aldanmalara ve şüphelere rağmen Hz. İsa öğretisinin damgasını taşımaktadır. Toplum veya insan, ekmek veya hürriyet, uygarlık veya kültür gibi karşılaştırmalarda ifadesini bulan umumî ve ezelî çatışmada Batı, Hristiyan anneannesine bağlı olarak ikinci şıkkın tarafında kalmıştır.
Reklam
Yükselişin önderi bir aydın: Snelman
Büyük Finlandyalı bilge Snelman, hayatı boyunca yurttaşlarının zihninde şu gerçeğin yer etmesini sağlamaya çalışmıştır ; "Finlandiya, her zaman Rusya ve İsveç tarafından işgal edilme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Güçlü, emperyalist komşularına karşı direnebilmesi için kültür ve uygarlık yönünden onlardan ileride olması şarttır."
Egeliler faal, müteşebbis ve enerjik; fakat aynı zamanda ülkelerinin fakirliğini anlamış insanlar olarak kalmışlar, yüksek bir uygarlık düzeyine erişmiş olan doğu kavimlerinin etkilerini hazmetmek; fakat bunlara kendi kültür elemanlarını katmak suretiyle başlı başına orijinal kültürler ortaya koymuşlardır.
Herodotos
Herodotos ve onun aidiyet hissettiği Antik Ege dünyasının zihninde fahişelik bir kimlik ögesi olarak ötekine kodlanmıştır. Ege Denizi'nin her iki yakasındaki ataerkil, ahlakçı muhafazakar toplumlar "iffetli" kadınlara fahişelik yaptirilmasini bir sosyal karşılaşma nesnesi olarak görüyorlardı. Çünkü Herodotos, gayriahlaki bulduğu , inceden alay ederek ve küçümseyerek aktardığı bu anekdotlarda ötekinin ne kadar aşağılık bir kimliği olduğunu vurgulamakla kalmayıp kendi kimligini de yuceltiyordu.Cunku yukarida da özetlemeye çalıştığım gibi, Ege dunyasinda fahişelik belli siniflarin mensuplarına uygun goruluyordu. Bir insanın genç kizi inanci için dahi olsa fahişelik yapmaya teşvik etmesi, Heredotos'a kendisinin kazanacağı bir sosyal karşılaştırma yapması için olanak sağlıyordu. Daha da ilginç olanı Batılı bilim dünyasının binlerce yıldır kendi kültür kökenlerini önemli kurucuları arasında saydığı Heredotos'un abartılı ve ideolojik söylemlerinden hakikat devsirmeleriydi. " Batı Uygarlığı" kendi kulturu içinde yer vermediği bu "Doğulu" toplumların ( Herodotos ve benzerleri tarafından ima edilen) gayriahlaki tutumlarindan ideolojik kazanımlar elde ediyor ve hatta neredeyse tüm zamanların problemi olan Uygarlık Savaşı'nı bu tür veriler üzerine tesis ediyordu.
Sayfa 50 - PinhanKitabı okuyor
Horatius'un öncelik verdiği konu sanat eserinin okur ve seyirci üzerindeki etkisidir: Yazar her şeyden önce bu etkiyi yaratacak tekniği geliştirmelidir: İşte bu nedenle sanatçının kişiye ve topluma faydalı olabilmesi için ne gibi yöntemler izlemesi gerektiğini, klasik Yunan başyapıtlarından aldığı örneklerle açıklar: Ona göre, sanat hem zevk vermeli, hem öğretici olmalı, hem de duygulandırmalıdıL Bu bakımdan, adeta hitabet sanatı öğretir gibi, şiiri -onun örneğinde "tragedya"yı- iyi yazmanın tekniğini açıklar: Ona göre, ustaca yazılmış tragedya ya da şiir; içinde yazıldığı ortama has değerleri içermeliydi. Ancak, kimi yerde alaycı bir dille eleştirdiği çağının koşulları ne olursa olsun. dönemindeki Roma'nın hedeflediği uygarlık ve kültür seviyesini de yansıtması gerekliydi.
Türkiye İş Bankası Yay. I. BASIM, HAZiRAN 2.016, İSTANBUL
Reklam
1,000 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.