ben bu şiiri kusarak yazdım
Bir mide dolusu yalnızlık ve buz gibi bir sessizlik. Ben bu şiiri kusarak yazdım kimseler temizleyemez. Sabaha karşı ağladım ama hiç sesim çıkmadı. Ben bu şiiri susarak yazdım dudaklarım kupkuru. Ağır aksak bir ağrı bir gelip bir giderken Sen öylece oradayken ve ben yanına gelemezken. Hırsımdan deli gibi olmayışına sarılıp Gıyabında öperek tüm jest ve mimiklerini Ben bu şiiri uçarak yazdım tüm yüklerimden kurtulup. Uyudum sonra uyandım gelmedi bir daha uyku. Müezzini duydum sonra Allah'la karıştı adın. Meleksin ya o yüzden gözüm hep yukarlarda. Tavanda ve bulutlarda ve arş-ı ala'nın dışında. Başımın üstünde her yerde gözlerini aradım.. Ben bu şiiri sana yazdım sızayım diye rüyalarına.. Ali Lidar
Alışmış kudurmuştan beter.
Her sabah 5'te uyanmaya devam sanırım.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
5 senedir her gün; "Bugün uykumu düzene sokacağım." diyorum.
Duygu ve Düşünce
Bak! Yine uyku yok gözümde. Zifiriyim biryerlede…
Sırrın benimle mezara kadar gider. Ama ben bunu ne kadar sürede hazmederim bilemiyorum. 24 saat bile olmadı daha çok taze. Gözüme gram uyku girmedi.
İyi başlasam bile olümle bitti (+18)
2 günde ne olmuşsa biraz son nefesimi veriyor gibi hissettim. Ruhum bedenimden çıkmış da boşluğa düşmüşüm, kilitlenmişim, robotik hareket ederken aslında nefes alış verişimde bile gayret göstermem gerekecek kadar tükenmiştim. Bu neyin dalgasıydı ve nasıl bir anda olmuştu bilmiyorum ama bekledim. İçimde ya bir şeyler olüyordu ya da olenler çözülüyordu. Olenlerin cenazesinin kaldırılması izinden geçiyordu. İzin verdim işte. Yaşamadığım ya da farkında olmadan biriktirdiğim bir şeyler varmış demek ki. Bu süreçte biraz agresif ve aşırı sessizdim. Akşam yemeği dışında kalabalığa o kadar katılmadım. Kendimle baş başa kalıp içimin derdini anlamam ve bir şeyler yapmam gerekiyordu. İştahım da kapanmıştı. Kahve bile içmemiştim o derece. Ve demek ki o kadar ağır bir şeydi. Tuhaftı. Sanırım ilk kez buna doğru düzgün bir sebep bile bulamadım. Ama büyümem için tabi ki deri değiştirmem gerekiyordu. Bunun yüreğimin oluyor gibi hissettirişi belki o izinlere geç kalmamdandı. Bize artık baya küçük gelmiş tişörtün verdiği o rahatsızlık, sıkıştırma, boğma ve artık soymak mümkün değil, kurtulmak için kesip atman gerekirdi ya o tarz bir şey oldu. Geç kalınmışlık olmasa acısı da olmazdı. O her neyse bilmediğim için üzülürken geç de olsa daha da geç olmamış olduğu ve olduğu için sevindim tabi ki. Sanki öğlen matın üstünde "Hazırım ya, olmeye hazırım artık. Geleceksen gel. Ne bu, yorgun ve halsizim. Yüreğim okyanusa atılan bir kaya gibi acı çekiyor ama içim rahat. Bu sefer olacak mı, olsunnn. Bitmeden başlamaz, ölmeden doğulmaz. Bedenim mi olecek yoksa benliğim mi?" diye mayışmış halde düşünüyordum. Ve zaman o kadar yavaş aktı ki, saati 5-6 sanarken daha 2 imiş. Son gücümü temizlik perilerine vermiştim. Ne yapayım yaşam alanımın düzenli ve temiz olmasını seviyorum. Olümde dahi düzen ve bütünlük
Hayata Dair