Yazarın dünyasına bu kitapla adım attım.
Kitap, belirgin bir olay örgüsünden çok, bir zihnin içinde yapılan yolculuğu merkeze alıyor. Okurken karakterlerin dünyasına dışarıdan bakmak yerine, sanki onların zihninde dolaşıyormuşuz hissine kapılıyoruz. Gündelik hayata dair en küçük ayrıntılar bile metinde yer bulur; sıradan görünen detaylar, Gürbüz’ün dili sayesinde fark ediliyor ve anlam kazanıyor.
Dikkat çekici bir diğer unsur ise, Şule Gürbüz’ün kadın bir yazar olmasına rağmen erkek karakterlerin iç dünyasını son derece sahici ve derin bir şekilde yansıtabilmesidir. Erkek karakterlerin duygu durumları, kırılganlıkları ve iç çatışmaları oldukça ikna edicidir. Bu durum, yazarın insan psikolojisine dair gözlem gücünü açıkça ortaya koyuyor.
Okumadan önce başlıktan dolayı farklı bir şey ile karşılaşmayı beklemiştim benim için bir ters köşe oldu diyebilirim. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim.