Bilmem kaçıncı roman Murat Menteş'ten. Romanlarında, cinayet konularından üşüyüp giyiyorsunuz üst üste bazen, bazen de soyunuyorsunuz ortamın sıcaklığından, ateşten. Romanları zaten hep sıradışı, kahramanları da kâh ajan çıkıyor kâh birilerinin sırdaşı. Her okuduğunuzda değişik tarzla karşılaşıyorsunuz velhasıl. Marifet; tarzıyla birlikte mesajları yakalamak asıl.
"Baştan sona seci sanatının kullanıldığı ilk modern roman." diyor tanıtımda. Yer yer zevkli oldu yer yer sıkıcı oldu katımda. Bu kadar kafiyeye gerek var mıydı yoksa kafiyesiz yazmak için yazarın yeri dar mıydı? Yazar romanı secili - kafiyeli yazmış, kelimelerle adeta kuyu kazmış. Bazılarının akıbetini ak, bazılarının kara yazmış.
Gök, Gök'e yazmış kara yazı
Gâh çöle düşürmüş gâh vermiş ayazı
Hikâyeyi duyan Murat'ın çıkmış avazı
Demiş "çal kalemden sazı, hele burayı kazı"
Murat Menteş romanı yazarken, şiirsellikten faydalanmış. Bazen de sinema sektörüne dayanmış. Kendi romanlarına gönderme yapmayı etmemiş ihmal. Kitabı, kitapları için kılmış hamal. Okuyana cümleler saz gelir, cümleleri anlayana haz gelir. Çünkü ne ararsan var; şiir, sinema, aktör, aktris, müzik. Bazı karakterler nazik, bazıları ezik.
Konu Göksenin Yıldırım'a dayanıyor, yani gerçek hayat. Mert, cesur, karakterli karakterler de var, bazılarınınsa karakteri ucuz, yok hayat mayat, hayatları tümden bayat. Okur, bunları okudukça almalı ders. Ders almazsa, yolu gidiyordur ters.
Demeyin kafiyeli kitaba yapılır mı kafiyeli yorum, denk getirdim miiii kelimeleri gediğine korum. Beğenmeyen okuyup kendi incelesin, yorumunu sık dokuyup ince elesin.
Orta şeker kitap
Ediyor şairlere hitap
Okurken düşmeyin bîtap
Ben yazdım yorum, yazarı okur m'ola
Yeter secili yazdığım, vereyim biraz mola
(Mesaj yerleştirme: zararlıdır, içmeyin kola!