uzra

Erken mitolojide ekme biçme işleri şiddetle iç içedir, yiyecek elde etmek uğruna ölüm ve yıkım kutsal güçlerine karşı sürekli savaşmak gerekir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·625 syf.·
2022 38. kitabı
Girizgahta belirtmeliyim ki; bilgiyi, cilde kazınmış dövme misali, okuyucu beynine kalıcı olarak nakşedebilme becerisine sahip bu yazarın her kitabı, ayrı bir şaheser benim nazarımda. Tanrı Adına Savaş. 10 bölümden oluşan bu kitap, Mitos ve Logos’un kadim güreşinin mükemmel bir anlatısı olmakla birlikte; tarihe şerh düşebilecek ve kırılmalar yaşatabilecek kabilliyetteki figürlerin, semavi dinlerdeki bu kıspet mücadelesinde ne denli büyük bir kuvvet çarpanı olduğunu da gözler önüne seriyor. Endülüs’ün “İslamiyetten Kurtarılışı” ile birlikte, atılan sekülerlik tohumunun, 19. yy.a gelindiğinde tavan yapması ile zemin kaybeden muhafazakarlığın, 21.yy başlarından itibaren son bir gayret/öfke ile logos kıspetine kolunu sokması. Ademsoyu bu atağı saldırı olarak görmekten ziyade, ihtiyari bir hayatta kalma mücadelesi olarak mı algılamalı.? Amstrong’a göre bu sorunun cevabı “evet” Bu yanlış cevabı, Roma Katolik Kilisesindeki rahibelik yıllarına veriyorum Karen’ciğim. Bence ise kocaman bir Hayır !!! Zira Köktendincilik, güçlendikçe, can havliyle çırpınma edasından kurtulup, modern toplum üzerinde aşırı zor talepler dayatmaya evrilen ve Tanrı’yı (çoğunluğun kendi tanrısını) dışlandığı politik alanın tam merkezine oturtmaya çalışan ucube bir yaratığa dönüşüyor. Her buluş ve icat; meydanı henüz paspas çekilmiş ıslak zemine çevirerek, kalçada bir çok kemiğin kırılmasına neden olsa da Mitselin her defasında ayağa kalkma azmine hayran olmamak elde değil. ... Bana sorulacak olursa; bu kavga gereğinden fazla uzadı. Tam da bu çerçevede, her iki pehlivanın elini de havaya kaldırıp bu işi Nasrettin Hoca’nın “Hanım sende haklısın” hesabında tatlıya bağlayacak adamlar lazım bize. O hâlde kolayı var ! Bizde bu konuda Asa Gray’den daha yetenekli hocalar var. 3, bilemedin 5 tane
Tanrı Adına SavaşKaren Armstrong · Alfa Yayıncılık · 201792 okunma
O hâlde Kant'ın demek istediği şey şudur: Varoluş, açıklanan anlamda gerçek bir nitelik veya yüklem olmadığı için, şeyleri var olarak tanımlayamaz.
Ontolojik argümana yönelik olarak en ünlü ve önemli itiraz, Immanuel Kant'ın Saf Aklın Eleştirisi eserinde bulunur. Kant, eleştirisine şöyle başlar: Özdeş bir önermede, özneyi korurken yüklemi reddedersem, çelişki ortaya çıkar ve bu nedenle birincisinin zorunlu olarak ikincisine ait olduğunu söylerim. Ancak özneyi reddedip aynı şekilde yüklem yaparsam bir çelişki olmaz. Çünkü bu durumda çelişebilecek hiçbir şey kalmaz.