uzra

uzra
Üniversite
100 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Ve nihayet özlenen kar... ❄️☃️
Kış Mevsimi
😱🥶☠️🏂☃️❄️
Bir insan hem güzel hem de zeki ise hangi burçtur?
1000Kitap
Akrep olabilir 😜💪🔥🤓
Aralık ayı kapılarını araladı. ❄️⛄️📖 Hangi kitapla karşıladınız onu❓️
1000Kitap Aktif Okurlar
Tanrı Adına Savaş ☕📖
Keyifle okuyun. 😊☕️📖
İleti sorularındaki vasatlığı görerek kendimce eskimiş olduğunu düşündüğüm fakat beyin fırtınası için güzel bir tartışma konusu olacak bir soruyu akışa bırakayım. Tarihte olmuş ve gelecekte olabilecek devrimlerin temel itici gücü felsefi bakımdan fikirsel bir değişim arayışı mıdır yoksa kültürel, ekonomik ve sınıfsal bir değişim arayışı mıdır? Bu bağlamda, devrimin tanımı köklü ekonomik, kurumsal ve sınıfsal değişimlerin sonucu mu, yoksa fikirsel temellerin sonucu mu yapılır? Örneğin modern çağın Descartes ile başlaması fikri, Fontenelle, d'Alambert ve Condorcet gibi aydınlanmacı yazarlar tarafından öne sürülmüştür. Dahası, modern devrim bir fikir ve esasen felsefi ve bilimsel kavram olarak başladığı fakat sonradan politika ve teolojik anlaşmazlığın kelime dağarcığına dönüştüğü söylenmiştir. Kartezyen ve Bilimsel devrimler bu konuda Fransız devriminden önce gelir ve bahsettiğim sözde-ikilemi yansıtır. Aslında böylesi soruların tek bir basit cevabı olduğunu düşünmüyorum. Yine de konu üzerine düşünenler buyursun yoruma.
Anket
Tek cümlede özetlemek gerekirse, Ekonomik, kurumsal ve özellikle sınıfsal değişim gerekliliğinden cihetle sıkışan kitlesel gazın, temayüle aykırı fikirsel temeller üzerine kurulması esasına dayanır devrim. Bence bu değişim gerekliliğinin adına, ancak ve ancak toplum tabanında destek bulmadıkça Devrim denilebilmelidir. Genel destek sağlayan hiç bir toplumsal hareket Devrim olamaz. Bekli köklü yenilik, değişim denilebilir adına... O halde toplumda değişiklik gerekliliğine has enerji sıkışmasını bir gerekçeden ziyade, hareket karşısında statükoyu koruma içgüdüsüne göre hareket etmekten kaçınmak ve değişimin zımmen kabulü olarak değerlendirebiliriz.