Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
sessizce “dünyayı kurtarmak isteyen sendin” dedi, “ben sadece seni kurtarmak istedim.”
sizlere kayıp kalplerin savaşı serisinin ikinci kitabıyla geldiiim, öncelikle sizlere serinin genel konusundan bahsetmek istiyorum.
baş karakterimiz tisaanah çocukken kaçırılıp köle yapılıyor ve kendisi gibi daha birçok insanında köle olarak kullanıldığı, taciz edildiği o dünyadan bir şekilde Ara’ya kaçıyor, orada birliklere sığınıyor. tek amacı ise birliklerden eğitimini tamamlayıp geride bıraktığı arkadaşlarını kölelik sisteminden kurtarmaktır. birlikte ona eğitim veren Maxantarius Farlione, başlarda bu eğitime gönülsüz olsa da zamanla tisaanah’a karşı koyamaz ve onu bu yolda yalnız bırakmaz. burada slow burn bir aşk da okuyoruuuz
Tisaanah’ın ilk kitapta tek istediği kendisi ve köleler için özgürlüktü ve bunu #hiçbirdünyanınkızı kitabında başarıyor ama bunu yapabilmek için kendi özgürlüğünü onlar için feda etmek zorunda kaldı. artık birliğe bağlı olduğu için Zeryth adına savaşmak zorunda kalıyor. birliklerle her ne kadar artık bir ilişki içinde olmak istemese de max de tisaanah için bu savaşlara dahil oluyor, biricik sevgilisini yalnız bırakmıyoor
bu kitap üç farklı bakış açısıyla anlatılıyor; tisaanah, max ve aefe.
aefe, evindeki tahttan aforoz edilen bir fey savaşçısı. aefe’nin hikayesini okurken başlarda bu nasıl bağlanacak acaba diye düşünüyordum ama hikayeye o kadar güzel bağlandı ki o detayları da çok sevdim.
kitapta o kadar çok sevdiğim detaylar vardı ki; tisaanah’ın güçlenerek gelişmesi, max’in tisaanah’a olan sevgisiii kalp kalp kalp yanii, mesela tisaanah’ın anadilini bilmemesine rağmen öğrenmeye çalışması ve bunu sırf o kendini evinde hissetsin vatanında hissetsin diye konuşmaya çalışması çok tatlıydı. yani bir erkek karakterin hiç mi falsosu olmaaz yok yanii yook.
selaam, sizlere new york times’ın bir numaralı çoksatan yazarı mcfadden’ın yeni kitabıyla geldiiim
spoiler vermeden sizlere kısaca konusundan bahsetmek istiyorum; brooke yüksek güvenlikli bir hapishanede hemşire olarak işe başlar ve hapishanenin en önemli kuralı mahkumlarla arkadaş olmak yasaktır. fakat brooke bu yasağı çoktan çiğnemiştir çünkü lise aşkı shane bu hapishanede mahkumdur. ayrıca shane’in bu cezaevinde mahkum olmasının sebebi brooke’un yıllar önce vermiş olduğu ifadedir.
bu kitap benim yazardan okuduğum beşinci kitap. bir yazardan böyle birçok kitap okuyunca yazarın yapacağı ters köşeleri tahmin edebiliyor bazen insan. kitabı okurken de “yapma ama bu kadar da bariz belli etmezsin katili, lütfen beni şaşırt lütfen” gibi cümleleri kurdum. bir de kendimi çok akıllı sanıp katili buldum sandım ama freida beni yine şah mat ettii
yazarın çevrilen altı kitabından beşini okudum, d koğuşu kaldı sadece. hepsi de büyük oranda çok güzeldi. kitapları okurken asla yormuyor. gerginlikle acaba ne olacak diye sayfalar akıp gidiyor. böyle bir kitap olsun elimden hiç bırakmayayım diyorsanız hemen freida kitaplarını okuyuuun!