Billie Eilish-WILDFLOWER
Things fall apart and time breaks your heart I wasn't there, but I know She was your girl, you showed her the world You fell out of love, and you both let go She was cryin' on my shoulder All I could do was hold her Only made us closer until July And I know that you love me You don't need to remind me I should put it all behind me, shouldn't I? But I see her in the back of my mind All the time Like a fever, like I'm burning alive Like a sign Did I cross the line? Mm, hm Well, good things don't last (good things don't last) And life moves so fast (life moves so fast) I'd never ask who was better (I'd never ask who was better) 'Cause she couldn't be (she couldn't be) More different from me (more different from me) Happy and free (happy and free) in leather And I know that you love me (you love me) You don't need to remind me (remind me) Wanna put it all behind me, but, baby I see her in the back of my mind (back of my mind) All the time (all the time) Feels like a fever (like a fever), like I'm burning alive (burning alive) Like a sign Did I cross the line?
Şarkı
sert gerçekçi sinir bozucu filmler .. “rahatsız etmek için değil, insanın içini kemirmek için sert olan” filmler başka bir kategori gerçekten. çünkü bazı filmler şok eder geçer; bazıları ise bittikten sonra günlerce kafanın içinde dönmeye devam eder. o damar için birkaç ağır film: — come and see savaş filmi değil, savaş travmasının direkt sinir sistemine yüklenmiş hali. belarus'ta nazi katliamlarını bir çocuğun gözünden anlatıyor. film ilerledikçe ana karakterin yüzünün fiziksel olarak yaşlanması bile insanın içine oturuyor. “insan medeniyeti aslında ne kadar ince bir kabuk?” sorusunu bırakıyor. — threads nükleer savaş sonrası dünyanın nasıl çökeceğini aşırı gerçekçi anlatıyor. korku filmi değil ama izleyince hayat enerjisi emiliyor. en sert tarafı şu: hollywood dramatizasyonu yok, tamamen bürokratik ve sıradan insanların gözünden çöküş. — irreversible gaspar noé filmi. evet aşırı sert ama olayı sadece şok değil. zamanın geri sararak anlatılması yüzünden “geri alınamayan bir anın bütün hayatı yok etmesi” hissini yaşatıyor. insanın içine çivi gibi giren bir nihilizm var. — funny games michael haneke direkt seyirciye sinir oluyor gibi film çekmiş. şiddeti eğlenceye dönüştüren izleyici kültürünü tokatlıyor. “neden bunu izlemek istiyorsun?” diye sana saldırıyor resmen. — prisoners modern çağın ahlak testi gibi. çocuğun kaybolması sonrası “iyi insan” maskesinin ne kadar hızlı düştüğünü gösteriyor. hugh jackman'ın çaresizlik performansı çok ağır. — requiem for a dream uyuşturucu filmi diye geçiyor ama aslında “amerikan rüyası bağımlılığı” filmi. herkes bir şeye bağımlı: televizyona, sevgiye, başarıya, maddeye. finali resmen ruh ezici. — the hunt toplum linci üzerine en korkunç filmlerden biri. tek bir suçlama ile bir insanın sosyal olarak nasıl yok edildiğini
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
'Öylece yok olup gideceklerini bildiğin halde, duygularına nasıl güvenebilirsin' - Blue Valentine
Blue Valentine
“..her zaman sevdiğini incitirsin.. ..asla incitmek istemeyeceklerini.. ..her zaman en güzel şeyi alıp yerle bir edersin.. ..her zaman tartmadan söylediğin bir kelimeyle en narin kalpleri kırarsın.. ..dün gece kalbini kırdıysam eğer.. seni çok sevdiğimdendir..”
Film
Blue Valentine
- İlişkinde mutsuz olman sana partnerini aldatma hakkını vermez.
Film