Hiç kimse ruhu böylesine harapken dahi doğanın güzelliklerini onun kadar derinden hissedemez. Yıldızlı gökyüzü, deniz ve bu harika bölgelere ait her manzara, hâlâ onun ruhunu yüceltme kudretine sahip sanki. Böyle bir adamın iki hayatı vardır: Istıraplar içinde ve hayal kırıklıklarının altında ezilmişken bile, kendi kabuğuna çekildiğinde sanki etrafı bir haleyle çevrelenmiş semavi bir ruha benzer; o çemberin içinde ne keder, ne de budalaca girişimler bulunur.
"tamamlanmamış, yarım kalmış yaratıklarız. Bizden daha akıllı, daha iyi, daha candan biri -dostların öyle olması gerek- zayıf ve kusurlu tabiatımızı mükemmelleştirmek için yardım sunmadığı müddetçe öyle kalıyoruz."
Ama henüz gideremediğim, yokluğunu en yaman musibet olarak hissettiğim bir ihtiyacım var: Dostluktan yoksunum Margaret. Başarı tutkusuyla yanıp tutuşurken, coşkumu paylaşacağım hiç kimsem yok. Hayal kırıklığı üzerime hücum ettiğinde, hiç kimse kederimi hafifletmeyecek. Düşüncelerimi kağıda dökeceğim gerçi; ama kâğıt, duyguları iletmek için kifayetsiz bir araç. Benimle gönüldeşlik kuracak, gözleriyle bana yanıt verecek bir insanın dostluğunu arzuluyorum. Beni romantik bulabilirsin sevgili kardeşim, fakat bir dosta şiddetle ihtiyaç duyuyorum. Yakınımda planlarımı onaylayacak ya da düzeltecek, nazik fakat gözüpek, zihni hem geniş hem de iyi biçimlenmiş, zevkleri benimkine benzeyen birisi yok. Böyle bir dost zavallı kardeşinin kusurlarını nasıl da onarırdı! Bir şeyi yaparken çok ateşli, zorluklar karşısında da çok sabırsızım.