"Kabalık etmek istemem ama -" diye girdi söze, her hecesi kabalık tehdidi taşıyan bir ses tonuyla.
"- ancak ne yazık ki, kaza eseri kabalık, kaygı verecek kadar sık gerçekleşiyor. En iyisi hiçbir şey söylememek, azizim."
Serinin en uzun kitabı olmasına rağmen en hızlı okuduğum kitabıydı, çok sevdim bu kitabı da. Kitapla birlikte serideki karanlık atmosfer daha da artıyor ve karakterlerin duygusal, psikolojik değişimlerini, birbirleri arasındaki sosyal etkileşimleri daha fazla görüyoruz.
Seriye bir sürü yeni karakter geldi. Yeni ekibi, D.O'nu çok sevdim. Hogwarts Ekspresinde okula giderlerken de birlikte gitmişlerdi bu altılı ekibimiz: Harry, Ron, Hermione, Neville, Ginny ve Luna. Kitabın sonuna kadar da birlikte savaştılar.
Hermione'nin her seferinde haklı çıkması... Hermione ne diyorsa dinlemek lazım ne zaman anlayacaklar acaba. Sirius'un işkence çekmesinin Voldemort'un tuzağı olduğunu da anlamıştı. Neville de Harry'le aynı kaderi yaşamış. Voldemort onu seçseydi herşey farklı olurdu büyük ihtimalle. Luna'ya gelicek olursak... Serideki en sevdiğim karakterlerden. Görüdğüm en whimsy ve büyüleyici karakter ^-^. Harry ile arasındaki arkadaşlık çok saf. Ona destek olması, onu anladığını Harry'ye hissettirmesi aşırı iyiydi Harry için <3. Daha ne desem bilmiyorum. Aşırı iyi yazılmış. Onu gördükten sonra Ravenclaw olduğumdan iyice emin oldum. Hp evreninde bir karakter olsam büyük ihtimalle Luna, Hermione, Neville üçlüsünden biri olurdum. Cho'ya pek ısınamadım açıkçası nötürüm ona karşı. Yaşadıklarını Hermione çok iyi özetlemişti. Bir yandan sevdiği kişi ölmüş. Sonra Harry'yi sevmeye başlayınca suçluluk duygusu hissediyor. Ailesi bakanlıkta kötü durumda. SBD'ler yaklaşıyor falan filan derken onun da cringe ve garip tavırlarını gözardı ediyorum.
Kitabın iç kapağında Harry'e yakın birinin öleceği yazıyordu. Neville, Hagrid, Snape, Dumbledore falan ölür diye düşünüyordum ama Sirius çıktı. Sirius'un ölümünde çok kişi rol oynadı: Voldemort, Ölüm Yiyenler, Sihir Bakanlığı, Dumbledore, Snape,
İnsanlarla birlikte olmayı isteyip istemediğine karar vermek ona zor geliyordu; birileriyle olduğu zaman uzaklaşmak istiyordu, yalnız olduğu zaman da yanında birilerinin olmasını.