GİRİŞ
“Yıldız tozlarından oluşmuş bir gezegende kalıp bir zemin bekliyordunuz…”
Şiddetli patlama sebepli tozlar uçsuz bucaksız karanlığa karışıyordu, yıldızlar tozları kucaklıyor içlerine çekiyordu.
Patlama bir süper devden değildi zamanın kırıldığı, çoklu evrenin kapısı yedi kat kilitlenip sekizinci katta barınmasına sebepti.
Zaman bozulmuş var olan tüm verenlerde çatlamalar meydana gelmişti, esasında Güneş sistemi dışarısındaki gezegenlerde yaşam olmayan yerlerde patlamanın etkisi ile birlikte atmosfer oluşmaya başlamış toprak yeşermişti.
Sandalyesine yaslanmış milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki patlamanın sesi zihninde yankılanan adam geleceği kestiremiyordu artık.
İlk kez ama en etkili çekilde çaresizlik kanına işlemişti, biliyordu sadece kendi geleceğini.
Karanlığın kollarında çekeceği fiziksel acılar ciğerine yük olmaya başlamıştı bile.
Belirsizlik onun için yoktu o kontrol edendi, herşeyi bilirdi bu uçsuz bucaksız zaman piramidinin katları üzerine yıkılmıştı sanki.
Birasını dudaklarına götürdü, uzun parmakları şişeye dolandığında muazzam yüzüyle görsel şölendi.
Siyah irisleri aynı tonlardaki saçları, Zümrüt yeşili gömleği ve mükemmellik kavramının başladığı yüzündeki sinsilik zihnindeki düşüncelerini anlatıyordu.
Ellerinde büyük bir güç vardı kader yazıp, hayat bitirecek geleceği yönetecek türden, bilmediği bilemediği bir geleceği kendi oyunuyla süsleyecekti elbet.
Havaya fısıldadı, kelimeleri rüzgara karışıp boşlukta süzülmeye başladı.