"İnsan ne zaman insan olacak be? Pantolonlar, kolalı yakalar, şapkalar giyiyoruz, ama hâlâ katırız, kurduz, tilkiyiz, domuzuz. Bizde Tanrı' nın sureti varmış! Kimde? Bizde mi? Tüh suratımıza!"
Büyüyünce ''sonsuzluk'' sözcüğünün içine düşme tehlikesiyle karşılaştım ve birkaç başka sözcüğün içine daha: ''aşk'', ''umut'', ''anayurt'' ve ''Tanrı''. Her yıl kurtulup ilerlediğimi sanıyordum. İlerlemiyor, yalnızca sözcük değiştiriyor ve buna ''kurtuluş'' diyordum.