Echintosh

Echintosh
@vangoghsarisi
yaşamak umrumdadır
8/10
·52 syf.·
2026 3. kitabı
Nâzım’ın kaleminden okuduğum ilk masaldı. Öyle sade, öyle basit bir şekilde önümüze sunmuş ki iyilik ve kötülük gibi hayatın gerçeklerini. Ne kadar realiteye sadık da kalsa, insan kimi zaman Ney ülkesinde çiçeğe durmuş bir dalın üzerine yağan bulut olmak istiyor. Çocukların diline hitap edebilen, yetişkinleri de o masal dünyasına çekebilen her şair hayatın bu gerçeklik payından nasibini almıştır zannımca. Nâzım da bunlardan birisi. Bir kez daha saygım arttı üstâda. Dilerim ki bu masal gibi bizim de masallarımızın sonunda kötüler cezasını bulur. İlaç gibi geldi, canım Nâzım.
1000Kitap
Sevdalı Bulut MasalıNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20141,646 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sansaryan Hanı
5/10
·167 syf.·
2025 12. kitabı
Sansaryan Hanı beklediğimin aksine içinde çeşit çeşit öyküyle beni karşılayan bir kitap oldu. Öyküler farklı da olsa hepsinde anlattığı ortak bir sorun var: Türkiye'nin sosyoekonomik problemleri. Düşünün bu kitap yarım asır öncesinde kaleme alınıyor ve biz yarım asır önce yaşadığımız sorunlara bir çözüm getiremediğimiz gibi o yıllara dair bir özlem duyuyoruz. İçerisinde bulunduğumuz durumun vahametini kavramak isteyenler için güzel bir kitap. Kitapta belirgin olmasa da özellikle 70'li yıllarda başlayan göç dalgasıyla sarsılan kentlerde meydana gelen olayların yol açtığı sosyal ve siyasi problemlere değinilmiş. O yıllardan söz edeceksek göçü ele almamak olmaz fakat kimi yapıtlarda -bana kalırsa- yeterince ele alınmamıştır zirâ kentlerde yetişen aydınların da birçok soruna yeterince duyarlı yaklaşamadığı gerçeği vardır. Ancak işçi sınıfının problemlerine değineceksek bence göçü de bu noktada ele almak gerekir. Zaten kitapta taşralı ve kentli çatışması oldukça belirgin bir şekilde fark ediliyor. Kimi zaman Nişantaşı'nda oturan bir burjuva kimi zamansa masa başında oturan bir memur oluyorsunuz. Toplumun alt sınıfına iniyor, oradaki gerçeklerle karşı karşıya gelip geçim derdine düşüyorsunuz. Hoop, dönüyorsunuz taşraya. Çocuklarınızın okuyup memur olmasını, kendini kurtarmasını diliyorsunuz. Taşradaki gerçeklerden birisi de budur mesela: memuriyet sevdâsı. Ancak karşılaştığımız sorunlar memur olmakla da son bulmaz bu coğrafyada. Kitapta bir sistem eleştirisi vardır, o zamanların diliyle söyleyecek olursak sakıncalı bir kitaptır. Kısacası bir toplumcu gerçekçi romanda hangi konulara değinilmişse onlardan besleniyorsunuz. Beni en çok kitaba da adını veren Sansaryan Hanı hikayesi etkiledi. Çağlardan beri süregelen bir işkence merkezi hâline gelmiş olması bir yana, oradan
Sansaryan HanıDemirtaş Ceyhun · Cem Yayınevi · 197316 okunma
Burası Radyo Şarampol
7/10
·291 syf.·
2025 7. kitabı
“Hayat siz başka planlar yaparken başınıza gelen şeydir” Burası Radyo Şarampol, 80'li yılların Antalyasında henüz 14 yaşındaki bir kız çocuğunun, Filiz'in başından geçenleri konu alıyor. 052 ile başlayan yolculuk Radyocu Asım'ın dükkanında yeni bir hayatın kapılarını aralıyor Filiz'e. O, hiçbir zaman düzgün durmayan kâkülleri, elinde gezdirdiği oltası ve Gorki'nin Ana'sıyla, turunçların altına gömülü kalmış bir çocukluğun gizini çıkarıyor meydana. Beyaz yakalı okul önlüklerinin, parmak uçlarına inen cetvellerin, başa sarılan kasetlerin, Tophane'de çay eşliğinde edilen muhabbetlerin bir anısı kalıyor geride. Bir aşkı arkadaşlığa tercih eden Rengin kalıyor, yırtık gömleğinin omzunu tutan elini Mine'ye uzatan Cengiz kalıyor, motoruna binip sınırları aşan ve bir daha dönmeyen bir baba kalıyor, tek kolunu kullanamadığı hâlde Filiz'i sarmalayan Ali kalıyor... Tabii bunların yanında Arkadyus, Chris, Martin ve Yanik gibileri de var. Yarım kalmış aşklar, terk edilen aşıklar var. Şarampol'de arşınlanan sokaklardan geriye kalan bir genç kız ruhu var içlerinde taşıdıkları. Bugün dek onlarla birlikte süregelen bir ruhun kıvılcımlarıyla Filiz'in ve Mine'nin hayatına yeniden ortak oluyorsunuz kısacası. Ben o ruhu yakından tanıma şansına eriştiysem de kitaptan Ankara Mon Amour'da olduğu gibi bir tat alamadım. Yalnızca kitapta yer alan bazı hikayelerin sonlarını benzetebildim birbirlerine. Mesela Gülay ve Chris'in, bu dünyayı terk edişlerinin ardından; Ömer ve Filiz'in, insanları ya da hayatı affedip affedememenin sorgusunu benzetebildim. Geride kalan istasyon yalnızlıklarını ve bir mahallede bırakılan çocukluk anılarını benzetebildim. Bir yazarın ardında bıraktığı eserlerde benzetilebilecek neler varsa bu iki kitap arasında bazı noktalarda denk geldim ancak Ankara Mon Amour benim
1000Kitap
Burası Radyo ŞarampolŞükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20201,267 okunma
Atatürk'ün Bilinmeyen Hatıraları:
8/10
·104 syf.·
2024 38. kitabı
Kitapta Atatürk'ün çoğunlukla bilmediğimiz ve az da olsa bildiğimiz anılarına yer veriliyor isminde de belirtildiği gibi. Bu tarz kitaplar fikrimce bir devlet adamını karakteristik yönden tanımak için oldukça mühim ve değerli. Anlatımı kimi yerlerde sıkıcı buldum, kitap beklediğim gibi akmadı ne yazık ki ancak verilen emeğe değen bir yapıt olduğunu düşünüyorum. En önemlisi de Mustafa Kemal Atatürk hakkında bilmediğimiz, ufak gibi gözüken detaylara erişmemize vesile oluyor. Gerek arkadaşlık ilişkilerinde, gerek ilke ve inkılaplarını uygulama sürecinde nasıl bir yol çizdiğini daha iyi anlıyoruz. Tarihi bir başka yönüyle ele alan bu kitap bilinen popüler birkaç kitaptan -bence- anlatım tarzıyla sıkıcı olsa da oldukça güzel. Üstelik onu ne bir askerden ne de bir politikacının kaleminden gözlemliyorsunuz. Kitabı bir sanatçı, bir usta el kaleme alıyor. Bu bakımdan oldukça değerli bir yönü taşıyor.
Atatürk
Atatürk'ün Bilinmeyen HatıralarıMünir Hayri Egeli · Ahmet Halit Yaşaroğlu Kitapçılık ve Kâğıtçılık · 195417 okunma
Bir Zamanlar Mülkiye
10/10
·144 syf.·
2024 34. kitabı
Savaş Dizdar'ın esprili anlatımıyla 60'lı yıllara tanık oluyorsunuz. İronik bir tanıklık diye tabir etmek daha uygun sanırım. Kitapta anlatılan anılardan tutalım da, o yılların sosyal, siyasi atmosferine hakim olan düşünceler bakımından oldukça zengin bir kaynak. Beni anlatılan hikayelerin bütününe baktığımda öğrenciler arasındaki bağlılık ve dayanışma ruhu fazlasıyla etkiledi. Henüz her şeyin çok başında olunan zamanlarda, pasifize edilmemiş bir coşkuyu hissediyorsunuz kitabı okurken. Yalnızca bu da değil, arayışında olduğumuz bir umut ve mutluluk işlenmiş kitapta. Okurken çoğu kez tebessüm ettim, dili oldukça farklı ve güzel... Kısacası Mülkiye'yi daha iyi tanımak, o yıllara daha yakından bakmak için okunmaya değer bir kitap. Savaş Dizdar Bir Zamanlar Mülkiye
Bir Zamanlar MülkiyeSavaş Dizdar · Ayrıntı Yayınları · 20156 okunma