YAZININ ANATOMİSİ-Chapter 2: İLK BÖLÜM KARMAŞASI
Kitap gibi bir günden daha herkese merhaba sevgili 1K ahalisi. Görüşmeyeli nasılsınız? Ben maviyle, yıldızlarla ve geceyle kafayı bozmuş R. A. Süreyyâ. Bir önceki chapter’ımızda villainler hakkında konuşmuştuk. Bugünkü konumuz ise, filepenyez ✯ ’in önerisi ile, ilk bölüm yazmak üzerine olacak. Keyifli okumalar dilerim şimdiden. Kahveleriniz hazırsa arkanıza yaslanın ve benimle beraber bu dünyanın içine dalmaya hazırlanın.💙 Not: Bu yazı tiramisu yerken ve nescafe içerken hazırlanmıştır. :) Belki de kitap yazmanın, fikir bulmak ve evren kurmaktan sonraki en zor şeylerinden birisidir, o boş sayfanın başına geçip ilk cümleyi yazmak. Çünkü nasıl devam ettireceğimizi bildiğimiz öykülerimizin girişini nasıl yapacağımızı, nasıl başlayacağımızı bulmak bazen imkansız bir işi başarmak gibi gelir. Yazarlıkla uğraştığım için kendi deneyimlerimi de paylaşmak isterim. Gördüğüm ve araştırdığım kadarıyla bu konu, neredeyse herkesin başına gelen bir şey olmasına rağmen, ne hikmetse benim hiç yaşamadığım bir zorluk. Neden acaba diye kendimi sorgulayıp düşündüm, çalışma yöntemlerime baktım, araştırmalarımla karşılaştırdım ve bu sorunu yaşayan insanların anlattıklarıyla da değerlendirdiğimde, böyle bir yazı çıkardım karşınıza efenim.🌠 Karşılaşılan en büyük engellerden ilki, kişinin (yazarın/yazar adayının) ne anlatacağını henüz kendisinin de tam olarak bilmiyor oluşu şeklinde geliyor. İlerleyen bölümlerde hikaye oluşturma ve evren kurma üzerine de konuşuruz fakat şimdilik bir köşede göstermelik dursunlar. Şimdi; yazmak için o defterin/bilgisayarın başına oturduğumuzda, eğer ki artık bir senaryo veya taslak çalışması yapmak değil de, gerçekten ortaya çıkaracağımız esere başlamak istiyorsak, hikayemize son derece hakim olmamız gerekiyor. Bunun üzerine günlerce, haftalarca, hatta
YAZININ ANATOMİSİ♧
Reklam
Gülün Adı | Umberto Eco Altıncı Gün - Sabah Sayfa: 585 Adso, "Dies irae"yi* dinlerken bir düş görüyor ya da dilerseniz, bir görüntü diyelim. * Dies irae (Latince): Gazap günü. Yaratılışın Başyapıtı ve Ölümün Tozu Umberto Eco’dan Vanitas, Memento Mori ve Bedensel Geçicilik Üzerine… 💬 Alıntı: Sanki kocaman tek bir beden binlerce yıl boyunca kendisini oluşturan parçalara ayrılmış, bu parçalar ölü rahiplerin kemiklerinin durduğu odadan daha görkemli, ama ona benzeyen tüm mahzeni dolduracak biçimde düzenlenmiş yaratılışın başyapıtı olan insan bedeninin maddesel biçimi birçok rastgele biçime ayrılmış, böylece kendisinin tam karşıtı olan imgelere, artık kavramsal değil, dünyasal bir biçime, yalnızca ölümü ve yıkımı simgeleyen tozlara ve parçaçıklara dönüşmüş gibiydi. 📌 Metnin Bağlamı Romanın sonunda, yaşlı Adso manastırın küllerinden geriye kalan yıkıntılar arasında gezinirken, bir zamanlar kusursuz ve uyumlu bir bütün olan insan bedeninin şimdi kemik yığınları, toz ve rastgele parçalara dönüştüğünü fark eder. Ölü rahiplerin kemik odalarından daha görkemli ama aynı ürpertici düzenlemede duran bu enkaz, yaratılışın zirvesinin nihai çöküşünü simgeler. 📌 Tematik Çözümleme Yaratılış ve yıkım: İnsan bedeni tanrısal bir başyapıtken, zamanla kaosa ve toza dönüşür. Vanitas motifi: Her şey geçicidir; güzellik, bütünlük ve anlam sonunda boşluğa evrilir. Ölüm ve estetik: Kemik odalarının düzenlenmiş görkemi bile ölümü ve yok oluşu gizleyemez, aksine daha çarpıcı kılar.
1000Kitap
Vanitas Vitae hayat boştur loo:)
Özürün ve iltifatın çokluğu bayalıktır. İnsan, pohpohlanmalardan yoksun kaldığı ve buna yenilmez bir gereksinim duyduğu ya da ilgileri bile bulunmayan nitelikleri taşıyormuş gibi görünmek isteğiyle yanıp tutuştukları için, bir gün gözden düşmek pahasına da olsa, yabancılardan saygı ya da sevgi göreceklerini umarlar.
Duygu ve Düşünce
İzmir Konak Camii 18. yüzyılda klasik Osmanlı mimarisi tarzında inşa edilmiş olan firüze çinilerle süslü cami, Konak Meydanı ile özdeşleşmiş bir yapıdır.
1000Kitap
Bernardo Strozzi, 1637 , (Aynadaki Yaşlı Koket) Bu tablo izleyicilere gençliğin sadece geçici bir durum olduğunu hatırlatmayı amaçlayan bir göntüdür. Vanitas tarzında yapılan resimler, izleyicilere yaşamın geçiciliğini, zevkin anlamsızlığını Ve ölümün kesinliğini hatırlatmak içindir.
Sanat
Reklam
Reklam