Çocuk gerçekten de aşk uzamının bir parçasıdır, o uzamda kendi jargonumda bir nokta olarak adlandırdığım şeydir. Nokta dediğim şey bir olayın yoğunlaştığı, başka yöne sapmış, değişmiş, ama sizi “onu yeniden ilan etmek” zorunda bırakan bir biçimde geri dönmüşçesine, sahnenin bir şekilde yeniden oynanması gerektiği özel bir andır. Kısacası, ister siyasal, ister aşkla ilgili, ister sanatsal, isterse bilimsel olsun, bir gerçekliğin oluşumunun sonuçları sizi bir kez daha, başlangıçta olduğu gibi kökten bir seçim yapmak zorunda bıraktığında, olayı kabullenip ilan ettiğinizde ortaya çıkar nokta. Yeniden “Bu rastlantıyı kabul ediyorum, arzuluyorum, üstleniyorum” demek gerekir. Aşkta, çoğunlukla hemencecik aşkın yeniden ilan edilmesi gerekir. Şöyle diyebiliriz: Noktayı (yeniden) yapmak gerekir. Ben çocuğun, çocuk arzusunun, doğumun bu olduğunu düşünüyorum. Aşk sürecinin parçasıdır, orası kesin, aşkta bir nokta oluşturur. Her çiftin doğum süresinde bir sınavdan geçtiği bilinir, bu hem bir mucize, hem de bir güçlüktür. Çocuğun çevresinde, o bir olduğundan, Öteki’yi yeniden açığa vurmak gerekir. İki o noktayla karşılaşmadan önceki gibi yaşayamayacaktır dünyada artık. Aşkın ardışık düzende geliştiğini, başka bir deyişle tek başına ilerlemediğini yadsıyacak değilim. Yeni noktalar, sınavlar, dürtüler, ortaya çıkışlar vardır ve her seferinde İki’nin sahnesinin yeniden oynanması, yeni bir ilanın sözlerinin bulunması gerekir. Başlangıçta ilan edilen aşk aynı zamanda “yeniden ilan edilmelidir". Bu yüzden aşk, ayrıca şiddetli varoluş bunalımlarının kökenidir. Her gerçekliği bulma yöntemi gibi.