odanda oturup içki içersin, çok içersin; bir de tatlı tütün. bazen biri gelir, fazla konuşmaz, o da içki ve tatlı tütün içer. okumak istersin ama bir şekilde kitabın içine de yağmur yağar; kelime anlamıyla değil ama buna rağmen gerçekten, harfler hiçbir şey ifade etmez, sadece yagmuru dinlersin. piyano çalmak istersin ama yağmur da yanına oturup seninle birlikte çalar. sonra kurak mevsim gelir dumanı tüten aydınlık hızla yaşlanırsın.
incir ağacının altında uzun süre böyle oturdular. denize kulak verdiler tanıdık bir uğultu evlerinin olduğu yerde ormanda böyle uğuldardı. çocuk ve sütanne, dünyada her şeyin bir butun olduğunu düşündüler.
Çünkü ingilizlerde neredeyse zenginler kadar anlaşılmazdır çok dikkat etmek gerek Çünkü daima gülümserler çok büyük bir kötülük düşünürken bile ve bazen insanın yüzüne öyle bön bön bakarlar ki üçe kadar sayamadıklarını sanırsın Fakat aslında hiç de aptal degildirler ve müthiş sayı sayarlar.;ozellikle de insani kandirmak istediklerinde.