Babası kaybolduğunda on yedi yaşındaysa şimdi yirmi yedisine gelmişti demek ki. Gençliğin içine kapanık dünyasından sıyrıldığı, hayat deneyimlerinin insanı ağırlaştırmaya başladığı ne güzel bir yaştır o.
Böyle kasvetli, böyle faydasız bir dünya daha var mıdır? Bütün sokağı kaplayan, bozbulanık evleri yutan sarı sise bak. Bu kadar amansız ve güzellikten yoksun bir tekdüzelik daha var mıdır? İnsanın kullanabileceği bir yeri olmadıkça yetenekleri varmış ya da yokmuş, ne fark eder ki doktor?
"Suç sıradan, varoluş desen o da sıradan; dünya bu sıradanlıkların üzerinde dönüyor."
Üzgünce başını salladı."Ben de bir göz attım ona."dedi sonra."Açıkçası, seni bu çalışmalarından dolayı tebrik edemeyeceğim.akıl yürütme mutlak bir bilimdir ve aynı şekilde soğuk ve duygusuz bir şekilde ele alınmalıdır. Sense ona romantizm katmaya çalışmışsın. Bu yaptığın, Öklid'in beşinci önermesini bir aşk hikayesine ya da ne bileyim, saraydan kız kaçırma tarzında bir gönül macerasına benzetmeye çalışmaktan farksız."
Alçakgönüllülük kalbine çökmüştü. Bu garip mucizeyi kimin yaptığını, bu yalnız Yahudi kızın Madonna için öldüğünü gerçekten nasıl sorgulayabilirdi? Ona hayat veren Tanrı, bunu yaparken haklı olabilir miydi? Bilmediği sevgiyi kelimelerle örtebilir miydi, Tanrı'ya karşı onun varlığını anlayamadığı için isyan edebilir miydi?