Yaşıyorum
Nefes alıyorum
Konuşuyorum
Ağlıyorum
Duygularımı döküyorum
Kağıtlar tek dostum olmuş.
Çünkü; insanlar anlamıyor
Gülümseyince mutlu sanıyorlar
Ruhumun labirentini göremiyorlar.
Kalbimin sıkıştığını bilmiyorlar.
Mutlusun işte diyorlar.
Mutluluk neydi?
Bir çocuğun oyuncağı mı?
Ya da bir gencin sevdiği?
Yaşlı bir bireyin torunlarını gördüğü an?
Neydi mutluluk?
Neredeydi?
Neden beni terk etmişti?
Onu benden almıştı hayat.
Hayat mı almıştı yoksa o mu gitmişti benden?
Geride kalanlardı asıl ölenler.
Gidenlerin bir umudu vardı çünkü.
Kalanlarınsa yalnızca düş kırıklıkları.
İşte bu yüzden dostumdu kalemler, kağıtlar.
Kırmazlardı; yargılamaz, terk etmez.
Köşelerinde kullanılmayı beklerlerdi.
Yazdıkça içinize su serpilir, ferahlardınız.
İşiniz bitip kağıdı kalemi bıraktığınız vakit
İşte o vakit
Kağıtla birlikte derdiniz de rafa kalkardı.