Önce cuma günkü mektubunu, ardından da cuma gecesi yazdığını aldım. İlki çok kederliydi, istasyondaki yüzün gibi, aslında konusundan dolayı değildi öyle çok kederli oluşu, eskimiş olmasındandı, her şeyin geçmişte kalmasından, birlikte ormana gidişimiz, varoş mahallelerde birlikte yürüşümüzün... Aslında geçmişte kalmadı; taşlı sokaktan yukarı dosdoğru, birlikte yürüyüşümüz, akşam güneşinde bulvardan geri dönüşümüz devam ediyor...
Kentin bu tarafı tek katlı evlerin, daha ötesinde ise evsizlerin kendilerine yaptığı derme çatma kulübelerin yer aldığı bir varoş mahalleydi. Denize çok uzak olmasa da evlerin ve fabrikaların atık sularından dolayı yılın her mevsimi kötü kokular yayıldığı için deniz bir nimet değil külfet olarak algılanırdı.[İnsanoğlu böyledir, nimeti külfete çevirmekte mahirdir.]
Karanlık yol boyunca ne yapacağını düşünürken, uzakian gelen müzik sesini duydu. Semtin bu tarafına hiç gelmediğini fark edip, yürümeye devam etti. Bir sigara daha yakmıştı. Gel git düşünceler bir yandan hüzünlendiriyor, bir yandan da nedensiz mutluluk duymasına neden oluyordu. "Gecenin bu saatinde, karanlık yol boyunca ve nereye gittiğimi bilmediğim halde neden mutluyum ben şimdi?" diye kendini sorguladı. Acaba eve gitmediği, o kasvetli memnuniyetsiz yüzleri görmeyeceği için mi sevinçliydi? Yoksa rutin hayatının dışına çıkmış olmanın ya da başkalarına çok saçma gelse de bir varoş mahallesinin gidilmemiş yerlerine aldığı yolun macera duygusu mu kendini mutlu hissetmesine neden oluştu? Kim bilir?
Kuşkusuz, suç eğiliminin nedenlerini araştırırken çocuğun içinde yaşadığı elverişsiz ortamla karşılaşırız; büyük bir kentin belli bölgelerinde suçlu sayısının yüksekliği de dikkatimizi çeker ama bu, elverişsiz koşulların suç nedeni olduğu sonucunu çıkarmayı hiçbir biçimde haklı kılmaz. Böylesi durumlarda sosyal duygunun uygun bir gelişimini beklemenin pek de kolay olmadığı çok daha açıktır. Ayrıca, bir yandan sosyal duygu gelişimi hiçbir biçimde beslenmezken öte yandan, daha ilk yıllardan itibaren yoksunluk ve ihtiyaç içinde, deyim yerindeyse yaşama karşı çıkarak ve her gün etrafında başka insanların daha elverişli koşullarını görerek büyüdüğünde çocuğun sonraki yaşamı için hazırlığını çok yetersiz olacağı da unutulmamalıdır
Bugün kendini şehirli bulan sıradan insanlar arasında hızla yaygınlaşan sözcük varoş. Görgüsüzlüğü, seviyesizliği, kendini rafine etmekten, estetikten uzak bir yaşama tarzını işaret ediyor
Acının tadı var bu adamda. Hep acıyla beslenmiş, yarınları hiç olmamış, hep bugünü yaşamış ama yine de yarınlara aşk meşk hayalleri yüklemekten hiç vazgeçmemiş, yaralı bir varoş çocuğu o.