Luffy’nin memleketi Goa Krallığı: Bir toplumsal tabakalaşma
Luffy ve devrimci babası Dragon'un memleketi olan Goa Krallığı, Doğu Mavi'deki Dawn Adası'nın tamamını kapsar. Luffy, Ace ve Sabo'nun tanıştığı, bir kadeh sake içip kardeş oldukları yer burasıdır. Biraz uzak olsa da Luffy'nin Shanks ile tanıştığı Corvo Dağı'nın arkasında bulunan küçük Fuchsia köyü de bu krallığa dâhildir. Goa Krallığı'nın kalbi, toplumsal tabakalaşmanın kusursuz bir örneğidir. Merkezde, kraliyet ailesinin yaşadığı saray bulunur. Sarayın çevresinde, halkın geri kalanından kalın bir duvarla ayrılan ve sadece asillerin yaşadığı mahalle yer alır. Bu duvarın çevresinde, alt soyluların ve nispeten varlıklı kişilerin yaşadığı hoş bir şehir merkezi vardır. Şehir merkezinden uzaklaştıkça işçi sınıfının yaşadığı ve küçük suçluların yuvası olan varoş bir bölgeye ulaşılır, dışarıdaki çöplüğün kokusu bile burada hissedilir. Varoş semtin etrafında ikinci bir duvar yükselir: Bu duvar, bölge halkını devasa bir açık hava çöplüğü olan Gri Terminal'den ayıran büyük bir surdur. Duvarın yalnızca tek bir büyük kapısı vardır ve bu kapı, şehrin tüm çöplerinin atılması için günde iki kez açılır. Toplumun tüm pislikleri burada yaşar: korsanlar, haydutlar, kanun kaçakları... Burası suçların ve salgın hastalıkların yayıldığı kanunsuz bir bölgedir. Halk, üst şehirden atılan çöplerle yaşamını sürdürür. Böylece Goa, “istemediği tüm unsurları başarıyla ortadan kaldırmış ayrımcı bir toplumun kusursuz örneği" hâline gelir. Soylular, Kutsal Ejder Aziz Jalmack'in ziyaretinden önce Gri Terminal'i içindeki insanlarla birlikte yakmaktan çekinmez. Günümüz gerçeklerinden uzak olmayan bu ayrımcılık biçimleri birçok ülkede mevcuttur ve Eiichirō Oda, Gri Terminal'i tasarlamak için Manila'daki Smokey Mountain çöp sahasından ilham aldığını söyler.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Kanunlar zenginleri korumak için yazılmıştır. Bizim gibi varoş çocukları için kanun, sadece kafamıza inen bir polis copuydu. Bu yüzden kendi kanunlarımızı kendimiz yazdık..
Alıntı
Reklam
Önce cuma günkü mektubunu, ardından da cuma gecesi yazdığını aldım. İlki çok kederliydi, istasyondaki yüzün gibi, aslında konusundan dolayı değildi öyle çok kederli oluşu, eskimiş olmasındandı, her şeyin geçmişte kalmasından, birlikte ormana gidişimiz, varoş mahallelerde birlikte yürüşümüzün... Aslında geçmişte kalmadı; taşlı sokaktan yukarı dosdoğru, birlikte yürüyüşümüz, akşam güneşinde bulvardan geri dönüşümüz devam ediyor...
Sayfa 109 - Timaş Yayınları
Alıntı
Kentin bu tarafı tek katlı evlerin, daha ötesinde ise evsizlerin kendilerine yaptığı derme çatma kulübelerin yer aldığı bir varoş mahalleydi. Denize çok uzak olmasa da evlerin ve fabrikaların atık sularından dolayı yılın her mevsimi kötü kokular yayıldığı için deniz bir nimet değil külfet olarak algılanırdı. [İnsanoğlu böyledir, nimeti külfete çevirmekte mahirdir.]
Sayfa 46·Kitabı okudu
Karanlık yol boyunca ne yapacağını düşünürken, uzakian gelen müzik sesini duydu. Semtin bu tarafına hiç gelmediğini fark edip, yürümeye devam etti. Bir sigara daha yakmıştı. Gel git düşünceler bir yandan hüzünlendiriyor, bir yandan da nedensiz mutluluk duymasına neden oluyordu. "Gecenin bu saatinde, karanlık yol boyunca ve nereye gittiğimi bilmediğim halde neden mutluyum ben şimdi?" diye kendini sorguladı. Acaba eve gitmediği, o kasvetli memnuniyetsiz yüzleri görmeyeceği için mi sevinçliydi? Yoksa rutin hayatının dışına çıkmış olmanın ya da başkalarına çok saçma gelse de bir varoş mahallesinin gidilmemiş yerlerine aldığı yolun macera duygusu mu kendini mutlu hissetmesine neden oluştu? Kim bilir?
Sayfa 46·Kitabı okudu
Varoş ve getto meselesi
Kuşkusuz, suç eğiliminin nedenlerini araştırırken çocuğun içinde yaşadığı elverişsiz ortamla karşılaşırız; büyük bir kentin belli bölgelerinde suçlu sayısının yüksekliği de dikkatimizi çeker ama bu, elverişsiz koşulların suç nedeni olduğu sonucunu çıkarmayı hiçbir biçimde haklı kılmaz. Böylesi durumlarda sosyal duygunun uygun bir gelişimini beklemenin pek de kolay olmadığı çok daha açıktır. Ayrıca, bir yandan sosyal duygu gelişimi hiçbir biçimde beslenmezken öte yandan, daha ilk yıllardan itibaren yoksunluk ve ihtiyaç içinde, deyim yerindeyse yaşama karşı çıkarak ve her gün etrafında başka insanların daha elverişli koşullarını görerek büyüdüğünde çocuğun sonraki yaşamı için hazırlığını çok yetersiz olacağı da unutulmamalıdır
Sayfa 105·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Reklam