Failatün failün
Daha girişinde okuru içine çeken eserin alamet-i farikası kullandığı dil. İlk bakışta sanılabileceği üzere dakikalarca sözlük karıştırıp yine de anlayamadığımız, okumaktan vazgeçeceğimiz ağır Farsça tamlamalarla bizi boğuşturmuyor eser; çözdükçe mağrur bir zevk veren bilmecelerin yaptığı gibi devamını keşfetmek isteğiyle peşinden sürükleyen, bambaşka, aslında bir o kadar tanıdık ve giderek daha heyecanlı hale gelen bir dil iklimine bırakıyor bizi. Bu da bizi Şensoy'un sunduğu İran'a kolayca ikna ediyor. Bilhassa batı dilleriyle tepkimeye girince daha da belirginleşiyor dilin mizahi rengi. Meşhedi'nin futbol maçı yorumu, Hayyam'ın evini tarif edişinde özellikle bunu görmek mümkün. Potansiyel'ül Ekonomiyye de 'ül' kullanarak Farsça'nın namusunu kurtaran Şah Rıza'ya ve aktüel Farsça'ya batırdığı iğne modern Türkçeden bir çuvaldız olarak çıkıyor. Bunun dışında yine İran makyajını sildiğimizde ortaya çıkan Türk siyaseti eleştirileri ve Amerika müdahaleleri değinmeleri de dikkate değer. Hapishanede birbirini revizyonist ve anarşist olmakla itham eden fraksiyonlar, Dulles'in 'kanlı or kansız' darbe teklifi... Bir diğer ilginç nokta da Şensoy'un diğer iki eserinde - Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı ve Çok Tuhaf Soruşturma- kullandığı absürd nedenlerle içeri alınma ve işkenceye maruz kalma sahnesini bu eserde de kullanması; Şensoy'un tüm eserleri göz önüne alındığında kayda değer bir detay. Kitabın sonuna eklenmiş kulis ve oyun fotoğrafları, kıymetini bilenler için hayli şık bir sürpriz olmakla birlikte, oyuna gidememenin ve gidemeyecek olmanın uktesini hayal gücüyle işbirliği yaparak kısmen bertaraf ediyor. Bize, oyunu hiç izlememiş olmanın iyi yüzünü gösteriyor; oyunu o günkü kadroyla hayal etmek, hatta bununla yetinmeyip istediğimiz oyuncuları oynatma