“Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen” dedi “hep güzelmiş gibi görünür. gezegenler, yaşamlar... ama yakından bakıldığında bir dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur. günden güne yaşam daha da zorlaşır, yorulursun, ritmi kaçırırsın. uzaklığı ararsın- ara vermeyi. dünyanın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu, onu ay gibi görmekten geçiyor. yaşamın ne güzel olduğunu görmenin yolu ölümün bakış açısından bakmaktan geçiyor.
Nesnelere sahip olma isteğinin doğal estetik kökeni ekonomik ve rekabetçi zorlamalarla gizlenip saptırılıyor, o da buna karşılık nesnelerin niteliğini ele veriyordu: tek elde ettikleri bir tür mekanik savurganlıktı.
Fakir Baykurt... Meslektaş, üstad!
2020 senesinde her ay iki Fakir Baykurt kitabı okuma etkinliğine katıldığım için o kadar mutluyum ki!
Tırpan...
Bir ülke gerçeği...
On üçündeki Dürü kızın altmışındaki Şişgöbek Mustu'ya zorla verilme hikayesi.
Her Fakir Baykurt romanındaki gibi bir süper ihtiyar kahramanımız Uluguş ninemiz var.
Yazarın en en en sevdiğim ve bir solukta okuduğum kitabı bu oldu. Resmen aktı gitti ve ben de o köyde o kızlar ile birlikte direndim.
Romanda çok ince bir zeka, çok güzel toplumsal gerçeklere yer verilmiş. Varsıl-yoksul,güçlü-güçsüz çatışması, erkeklerin kadınlar üzerinde kurmaya çalıştığı egemenlik üzerinden kadınların aslında nasıl güçlü olduğu ilmek ilmek işlenmiş. O yörenin şiirleri ağıtları ağızları ve iletişimlerini aktarma biçimine hayran kaldım. Para delisi kadınlar ve erkeklerden nefret ettim özellikle 60ındaki azgın tekeleri boğmak istedim. Üfürükçü hocaları da üfürükleri içinde parçalamak istedim.
Dürü bizde, Dürü bizim evde, Dürü yüreğimizde...
Çok fazla ipucu vermeden yazımı sonlandırayım, mutlaka okunmalı!
“Ben o Kabak Musdu’num aklına, hemi de parasına sıçayım !” Onda akıl olsa, torunu yaşında bir kıza alıcı olmaz ! Ama deli bir değil ki ! Siz hırkı mısınız ? Kalkmış Havana’dan yana olacağınıza, Evci’nin ayısından yana oluyorsunuz !”
Vaktin zamanın birinde, bir ülkede karıncalar birleşmişler. Karıncaları bilirsiniz, ne kadar küçük .O ülkede, "fil" deye, deveden büyük, boooz boz mahlûklar varımış. Hep gelir gelir de karıncaların üstüne basarnış. Bir gün bu karıncalar fısıldaşmışlar: "Birleşip şu şerbellâya bir iş edelim!" Birleşip yürümüşler üstüne. Yıkmışlar namussuzu yere. Sonra bir girişmişler. Ne kanı kalmış, ne iliği filin. Yutuvermişler ! "Karıncalar birleşti mi fili yutar !”
"Daldık yoksulluğun denizine! Çırpın