Vedat

Vedat
İnsan incinmeli. İncinmeli ki iyileşirken mutlu olacak bi sebebi daha olsun. Ki insan nankördür Abese’nin 17. ayetinde geçtiği üzre. Yani sen hiç ağlamazsan gülmek ne kadar güzel hissettirebilir ki? Hastalanmazsan sağlığın ne kıymeti var? Her gün her adımında bacaklarının varlığı seni mutlu ediyor mu? Hayır. Onların farkında bile değilsin. Ya da her nefeste bi tüpten yardım almadan doyasıya soluk alabildiğin için, içini mutluluk kaplıyor mu? Kaybettiğinde çoğu şeyin kıymetini daha iyi kavrarsın. Bu fıtratımızla ilgili. Ve doğayla belki. Aydınlık da karanlık da gerekli yani. İncinmeliyiz. Çok klişe olacak ama demir gibi yanarak ve dövüle dövüle şekillenir insan dediğin. Daha az zarar diye bi şey de yok ki güzelim. Aldığın her nefes, uyandığın her yeni gün, hatta bu savaşın ta kendisi zararlı. Hem düşün ki bahsettiğin gibi bi hayatı geride bırakmak mı daha kolay yoksa incindiğin, hırpalandığın, yorulduğun bi hayatı geride bırakmak mı? Buraya bu kadar alışmak, uyum sağlamak bana gülünç geliyor doğrusu. Ölmeye programlıyız, doğmadan dahi ölenlerimiz var hani, o halde ölüm gibi bi gerçeğin karşısında “daha az” zarardan kime ne? Ya da etkisi ne? Susmak ve daima özür dilemek de incitmez mi, yormaz mı insanı? Dışarı çık ve ağız dolusu oksijeni çek içine, sonra bağır! İtiraz et! “Siz beni üzdünüz ulan!” de. Sor; “Beni neden üzdünüz?” diye. Ağlat gerekirse. Çek git birilerini terk et. Gırtlağına yapışsalar son nefesinle küfret. Hayalarına tekme at şu hayatın. O pembe gözlükleri çıkar, at yere, bas üstüne. Bi ağaç gibi gövdene atılan çiziklere haykır artık. O çakıyı al ellerinden, daya boğazlarına, öfkelenmen gereken yerde susma daha fazla. Dilini kesseler ellerinle çığlık at, feryat et, ağıt yak. Şu ihtiyar gezegende bir zelzele de sen yarat, biraz da sen örsele! Nefesinin
İnsan ve Duygular
Reklam
Birini özlüyor olmanız, ona dönmeniz gerektiğini göstermez. Bazen özlemeniz gerekir, bir sabah uyanıp artık özlemediğinizi farkedene kadar..
İnsan ve Duygular
Bazen öyle birini seversin ki,Olsa yanlışlık,Olmasa yalnızlık...
İnsan ve Duygular
İçim mezarlık gibi.. Mezarlar peş peşe etraf sis ve buz kesen hava,gece vardiyasında yıldızlar.. Donuk ses,ıssız ortam,nemli toprak günahkar bedenler.. Dünya telaşında yüreklerinin yangınında harlanmış ruhlar..Mezar tasinda yazılanlardan fazlası ölüler.. Ayrı severim mezarlıkları. Herkesten her farklılıktan var orda;genci,yaşlısı,erkeği,kadını,iti kopuğu,delisi,akıllısı,çirkini,güzeli,sakhatı,körü,sağırı,dilsizi,mutlusu,kederlisi,yalnızı,pişmanı.. Bunca uçsuz bucaksız ruhani duyguları ve bedenleri bi metrekareye sığdırmak.. Ve bi gün kendi bedenimi de o metrekarede düşünmek.. Bi gülümseme yayıyor bu naif düşünce dudaklarıma.. Nasıl da isterim insanlığın tüm renklerinin toplandığı bu gökkuşağında bi yerim olmasını.. Madem yerim kalmadı bu dünyada,ben de bi rengi olayım bu gökkuşağının. Ayaklarım yürümesin toprak üzerinde artık,bedenimi sığdırsınlar o metrekareye. Sıcak toprak kütlesini soğuk bedenime atsınlar kürekleriyle. Ohh.. Sıcacık toprak.. Sizin olsun soğuk buz kesen dünyanız.. Gazabınızdan,kirliliğinizden sürekli yağmur yağan, gökkuşağı çıkmayan güneşsiz dünyanız sizin olsun. Ben içimin mezarlığına gömülüyorum. Yağmur dindi,çıktı gökkuşağı. VDTKPLN
İnsan ve Duygular
Biz, hayır demeyi, işim var demeyi, olmaz demeyi beceremeyen insanlarız... Yorgunluğumuz bitmez bizim
1000Kitap