Sabır; Bir tohum gibidir... Toprağın altında bekler. Kimse bilmez, kimse görmez. Ama zamanı geldiğinde, en sağlam kökler ondan doğar. Beklemeyi bilmek, Vaktine güvenmek, Kalbine inanmaktır. Unutma.! Her fırtına diner, her gece biter. Ve her emek zamanı gelince filizlenir. Sabret.! Güven, inancını koru. Çünkü sabır geciken güzelliklerin anahtarıdır..
Şiir seslendirmeyi özledim bee...
Memleket gezisi biter. Erzurum'dan Ankara'ya Allah'ın izniyle... ŞAİRBEY
Duygu ve Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
• SIRASI BEKLEYENLER ALIŞVERİŞ 1•
~Sırası bekleyenler diye ileti atmıştım ( #306388334 ). Şimdi bu listeden ilk şu kitapları alacağım👇🏻; 1) Bungou Stray Dogs - Cilt 1 2) Şifacı Günceleri - Cilt 1 3) Açlık 4) Cash 5) Vatan Millet Samatya 6) Korku Avcısı ~Death Note'den sonra yeni manga serilerine başlamak istiyorum. Cash kitabı okumadığım türden, ilk defa o türden okuyacağım. Bakalım nasılmış. Vatan Millet Samatya ise, yazarının hikayelerime arada sırada baktığını görüyorum, onada bi bakayım dedim. Açlık kitabı ise, birinden alıntısını gördüm ve ilgimi çekdi. Zaten kısa bir kitap, belki 1 günde biter. Son olarak Korku Avcısı ise üyesi olduğum telegram grubuyla okuycam. Ağustosa kadar vakit var, yinede çok ilgimi çekdi erkenden okuyabilirsem okuycam.
1000Kitap
Aşk, beş duyunun sınırları içine hapsedilmiş insan zihninin, kuantum frekanslarına geçiş yapabilmesi için tasarlanmış kusursuz bir ezoterik mekanizmadır. Yemek yemek, su içmek bedenin hayatta kalması için ne kadar zorunluysa, beşerî bir aşka tutulmak da ruhun uyanışı için o kadar temel bir ihtiyaçtır. Çünkü o, sistemin içine bilerek bırakılmış tek bir güvenlik açığıdır. "Leylâ'dan Mevlâ'ya varmak" sadece edebî bir metafor değildir. Tamamen nörolojik ve okült bir formüldür. İnsan beyni sonsuz olanı, şekilsiz olanı ve salt enerjiyi doğrudan algılayamaz. Sistem buna izin vermez. Bir bedene giydirmek şarttır. Kabalistik öğretilerde ve antik okültizmde de kural budur: sonsuz ışık ancak sonlu bir aynadan yansıyarak gözlemlenebilir. Leyla, o aynadır. Mecnun, Leyla'nın sûretine tutulduğunda zihnindeki algı filtrelerini kapatmaya başlamıştı. Şehvete bulanmayan o şiddetli çekim, frekansını öyle bir yükseltti ki, bir noktadan sonra aynaya ihtiyacı kalmadı. Dünyevî aşka tutulmadan ilahî aşka ulaşabileceğini sananlar, basamakları tırmanmadan çatıya çıkmaya çalışanlardır. Züleyha, "Yusufum görmeyecekse kimin için süsleneyim" diyerek tüm mücevherlerini dağıttığında, madde dünyasıyla olan bağını kesmişti. Aşk insanın gözünü kör etmez. Tam tersine; beşerî gözü kapatır, kalp gözünü açar. Dışarıda aradığın Yusuf'u eninde sonunda kaybedersin, çünkü o beşerîdir. Yorar, yıpratır ve biter. Ancak o acı bittiğinde, Kenan ilinin senin özünde, kalbinin tam merkezinde durduğunu fark edersin. Bu hakikate erersen, kalbini kilitli tuttuğun o sahte konfor alanında bir saniye bile duramazsın. Aşkı bir duygu sanıyorsun. Değil. Aşk, evrenin senin egonu parçalamak için kullandığı en eski suikast silahıdır. Dünyada herkes aşkı bir birleşme, bir çoğalma sanır. Oysa aşk bizatihi ölümdür. Psikoloji
sonu ters köşe // sürpriz sonlu değişik filmler `ölümcül oyunlar` (funny games, 1997/2007) bir aile tatil evine gelir ama kapılarını çalan iki gençle her şey tersine döner. seyirciyle dalga geçen, rahatsız edici ve ters köşe. `buried` – toprak altında (2010) bir adam tabutta uyanır. tüm film bu tabutta geçer ama finali nefes keser. `exam` – sınav (2009) bir şirkette işe girmek isteyen 8 kişi, çok ilginç bir sınava tabi tutulur. sonunda neyin sınavı olduğunu anladığında şaşırırsın. `the vanishing` (spoorloos, 1988 – hollanda) bir kadının gizemli şekilde kaybolmasıyla başlayan hikâye, finalde sert ve beklenmedik bir sona ulaşır. `the invitation `– davet (2015) bir adam eski karısının evindeki akşam yemeğine katılır. davet neden yapılmış? finalde her şey değişir. `perfect blue` (1997 – japonya, anime) bir pop yıldızı oyunculuğa geçerken gerçeklik ve kurgu birbirine karışır. psikolojik olarak beyin yakan bir film. `the autopsy of jane doe` – jane doe'nun otopsisi (2016) bir baba-oğul adli tıp uzmanı, genç bir kızın cesedini incelerken doğaüstü olaylarla karşılaşır. finali hem korkutur hem şaşırtır.
teşekkürler milli takım 3-2 yener ve macera biter. arda güler 10 dk barış alper yılmaz 31 dk kaan ayhan 90+8' dk