• 256 syf.
    ·10/10
    Nazan Bekiroğlu’nun Mücella isminde yeni bir romanı çıkacağını duyunca, ne zamandır kütüphanemde bulunan ama bir türlü okumaya fırsat bulamadığım edebiyat üzerine denemelerden oluşan Kelime Defteri’ni elime aldım. İşte bir bayram sabahında da bitirmek nasip oldu.

    Yazılar elbette kelimelerle yazılır. Ama bazı kelimeler yazarın hayatında özel bir yer tutar. İşte yazarın kalbinde özel yer tutan bu kelimelerdir sevgiyi, hüznü, acıyı, şefkati dile getiren. Yazar Kelime Defteri’den atmış bir kelimeyi kendince anlamlandırsa da bir röportajında bu atmış bir kelimeyi de ona düşürüyor: “Aşk, ezel, zaman, insaniyet, empati, acı, şefkat, tabiat, fıtrat, dil.”

    Bir toplum bozulmak isteniyorsa eğer, önce kelimelerinin içi boşaltılır. Önce, geçmiş ve geleceğin köprüsü kelimeler bombalanır. Okuyorum ya Nurullah Ataç’ı nasıl da böylesi bir gayret içerisinde biliyorum. Sadece kendisi değil, etrafındaki dostlarıyla bile kullandığı kelimeler yüzünden kavgalı. Onları devrimlere ihanetle suçluyor. Eğer dilde bir sonuç alamazsak tüm devrimler akamete uğrar diyor.

    Odasını taşıyor yazarımız. Oda bir öncekine göre küçük. Dolayısıyla tercih yapması lazım. Azalması. Azaltması. Öyle yapıyor, kitapların çoğu kolilere, ya da farklı yerlere kaldırılırken çok azı odasında yer buluyor ve sonrasında diyor: "Şimdi artık sırtımı kalan kitaplara bile çevirerek göklere bakmak zamanı" Göklere bakmak bugünlerde hep aklımda. Peygamberimiz de çoğu gecelerde hep gökleri seyreder şu ayeti okurmuş: “Muhakkak ki göklerin ve yerin yaratılışında ve gece ile gündüzün değişmesinde akıl sahipleri için ayetler vardır. Onlar ki, ayakta iken de, oturuken de, yatarken de daima Allah’ı anrlar, göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler ve Rabbimiz sen bunları boş yere yaratmadın derler.”

    Kitabın son yazısında "Ben artık şiir değil, sadece gerçeği istiyorum. Dümdüz cümlelerle yazılacak kadar belirginleşmiş olan sade, düz gerçeği. Boşlukları doldurmadan, yorum yapmadan, ‘yazmadan' yazmak istiyorum. Yalın gerçekleri, yalın cümlelerin sırtına yükleyerek söylemek istiyorum."diyor ve de ekliyor: "Düz cümleler dediysem, boş cümleler demek istemiyorum".

    Kitap, "Yaşantı", "Kavram ve Olgu", "Yazar ve Eser", "Metin Olarak Film", "Ben Artık Düz Cümleler Kurmak İstiyorum" bölümlerinden oluşmuş. Yazar bu bölümlerle bizleri edebiyatın kalbî dünyasında, sinemanın perde arkasında, romanların, bilhassa Rus romanlarının sayfaları arasında, fotoğraftaki anılarda, mektuptaki izlerde, ressamın renklerinde dolaştırıyor.

    Kelime Defteri’ni okuduğumuzda hangi yaralarımız şifa bulacakmış kendisinden dinleyelim: “Başkalarının hikâyelerinde kendimizi anlayabilir ve onarabiliriz. Bir romanın, bir filmin hikâyesinden insanlığa ve kendine dair bir anlama çabası çıkarmak isteyenler Kelime Defteri'nin talip olduğu okuyucuyu teşkil eder. Çünkü Kelime Defteri, ilgilendiği metinler üzerinden dünyayı ve şu zor insanları anlama derdinde. Edebiyat tahlili yapmak niyetinde hiç değil. Çok zor bir dünyada yaşıyoruz. En azından bana öyle geldi.”

    İşte kitaptan altını çizdiğim satırlar. (Hepsi değil tabi)

    Ölüm: Ölüm sonrasında bir hayat olduğundan, orada tekrar buluşup konuşacağımızdan kalemimin şu an elimde durduğundan emin olduğum kadar eminim.
    *
    Bir aşkı otuz beş yıl diri tutmaya yeten hayal, gerçeğin bir anlık görüntüsüyle tuzla buz olur. Aşk gerçekte doğar, hayalde yaşar ve tekrar gerçekte ölür çünkü.
    *
    Aşkın en büyük rakibi bizatihi kendi rüyasıdır. Kendi geçmişi, kendi bidayeti.
    *
    Aşk, susmayı seçmekle biter. Kavga varsa kelimeler var, yani ümit vardır.
    *
    Kelime acıdır. Hacmi ağırlığı, dokusu vardır. Tene değer ve keser. Öldürebilir de.
    *
    Ey kalem, nereye vardık ki ucun kırıldı? Kalbim öyle kırık ki!
    *
    Bir acıdan kurtulmanın en kestirme yolu onu şiirleştirmekten, hiç olmazsa benzer bir şiiri okumaktan geçmez mi? Mektup yazmayı bilmeyenlerin acıları ebedidir bu yüzden.
    *
    Yangında ilk kurtarılacak kelimelerdir. Kelimelerimiz yanıp kül olduğunda başlar tükeniş.
    *
    Ne yana dönsem harfler üzerime üzerime sıçrarken, tarihin belli dönemlerinde göz alıcı bir şaşaayla parlayan, sonra sonsuza değin unutuluşa gömülen alfabeleri düşünüyorum şimdi.
    *
    Gökten üç kuş geçiyor ben bu satırları yazarken. İkisi önde biri arkada.Hazin. Onları bir cümleye çeviriyorum.
    *
    Zaman zaman içinde. Zamansızlığın yani cennet zamanının tecrübe edildiği üç kalpten biri şair kalbi. Diğerleri çocuk kalbi, âşık kalbi.
    *
    Yangında ilk kurtarılacak olan kelimelerdir. Kelimeler yanıp kül olduğunda başlar tükeniş.
    *
    Defter: Bitti. Oysa benim daha çok kelimem kaldı. Su gibi. Ateş gibi.
  • 96 syf.
    ·Puan vermedi
    Deadpool Deadpool’u Öldürüyor #starkyorumluyor
    Deadpool yani Wade Wilson; geveze ve küfürbaz bir paralı askerdir. Bizim bildiğimiz türünün son örneği oluşu. Peki ya gerçek öyle değilse? Bu çizgi romanda, Deadpool çoklu evrenler olduğunu ve bunlarda bulunan canlı, cansız değişik versiyonlarda Deadpool’ların olduğunu görür. Bazılarını önceden tanıyor olsa da çoğunu tanımıyordur. Pandapool, köpekpool, çocukpool bunlardan sadece birkaçıdır. Deadpoollar kendi aralarında iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Kötü olanlar her şeyin sebebi ve yaratıcısı olarak kendilerini gördüklerinden dolayı tüm Deadpoolları öldürmek isterken iyiler buna karşı çıkar. İyilerin ve kötülerin savaşına bizim Deadpool’un çenesi ve öldürme yetenekleri eşlik ediyor. Kazanan taraf ise kitapta gizli. Çizimler harikaydı ama Deadpool’un espritüelliği çok fazla yansıtılmamıştı. Ona rağmen sıkılmadan okuyabildim. Serinin 3. kitabı ve daha önceden 1. kitabı okuduğumu ve beğenmediğimi biliyorsunuz. Elimde 2. kitap yoktu ve serinin çok büyük bağlantısı olmadığı için rahatlıkla bu kitabı okuyabildim ve ilk kitaba göre çok çok iyiydi ama mükemmel değildi. Söz konusu Deadpool olunca daha büyük performans bekliyorum haliyle. Umarım siz benden daha çok beğenirsiniz.
  • TEDAŞ EN SONUNDA PATLAK VERDİ
    VE DOLANDIRICILIĞI. GÜN YÜZÜNE ÇIKTI
    NOT : tüm halkımız okuyun ve hakkınızı yargıya taşıyın
    TEDAŞIN VATANDAŞ. SOYGUNU
    Endeks Okuma Görevlisi anlattı: DEDAŞ 30 TL gelen faturayı 80 TL’ye tamamlıyor

    DEDAŞ’ın “Ek tüketim bedeli” ve kayıp kaçak bedelini fazladan aboneye yansıttığını belirterek kurumdan istifa eden Ebubekir Özgür, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şırnak, Ağrı, Batman ve Urfa’da 1 yılda 2 milyon 300 faturayla oynandığını ve 100 milyon TL haksız kazanç elde edildiğini kaydetti

    DEDAŞ’ta yapılan usulsüzlükleri önce savcılığa veren daha sonra da basınla paylaşan Özgür, yetkilileri göreve çağırdı. Özgür, DEDAŞ’ın sadece Urfa’da son 3 yıl içinde 70 milyon TL haksız kazanç elde ettiğini elindeki evraklarla belgeledi.

    ‘Ek tüketim’ adı altında yolsuzluk

    Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nda (EPDK) yasaların açık bir şekilde yazıldığını ifade eden Özgür, DEDAŞ’ın meskenlerde 80 TL altındaki faturaları kabul etmediğini, 80 TL altında kalan faturaya ekleme yapıp 80 TL’ye tamamladığını iddia etti. Özgür, elindeki evrakları göstererek, “Örneğin 30 TL gelen fatura DEDAŞ tarafından 80 TL’ye tamamlanıyor. Elektrik faturanız 10 ya da 30 TL geldi, DEDAŞ bu tutarı kabul etmiyor, aboneye sistemden bir kod aracılığıyla ek tüketimden 80 TL’ye tamamlanacak şekilde miktar ekliyor.

    Nitelikli dolandırıcılık

    Savcılığa bu konuda ifade vererek suç duyurusunda bulunduklarını belirten Özgür, savcılığın konuyu hukuk itilafı olarak değerlendirip, iş mahkemesine yönlendirdiğini, takipsizlik kararı verdiğini, ancak karara itiraz ettiklerini, hakimin takipsizlik kararını kaldırdığını, yeniden soruşturmanın açılması için savcılığa talimat yazdığını “Nitelikli dolandırıcılıktan” yeniden soruşturma açıldığını anlattı.

    100 milyon haksız kazanç

    2018’in Eylül ayında yaşanan usulsüzlükleri fark ettiğini ve iş sözleşmesini bozarak işten ayrıldığını dile getiren Özgür, şöyle devam etti: “Kasım ayında ‘yaşananlardan haberimiz yok’ deyip görüşme talep ettiler ve maaşıma yüzde 50 zamla işime geri döndüm. 54 gün geçti, ancak usulsüzlükler devam etti. Enerji Bakanlığı’na, CİMER’e, Savcılığa konuyu aktardık. Hükümet yetkililerini görevlerini yapmaya davet ediyorum.”

    7 ilde aynı hile

    DEDAŞ’ın haksız uygulamasını Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şırnak, Batman ve Ağrı, Urfa olmak üzere 7 kentte yaptığını, çalıştığı birimde bunları görebildiğini sözlerine ekleyen Özgür, bu kentlerde 1 yılda 2 milyon 300 faturanın bu şekilde kesilerek 100 milyon TL haksız kazanç elde edildiğini belirtti.
    Kaynak: KURTALAN-56 sayfası
  • Bu dünyada artık yapacak hiçbir şeyi olmayan biri olarak söyleyecek bir sözüm var mı? Bu boş ve pörsümüş beynimde yazmaya değer bir şeyler bulabilecek miyim?
  • 272 syf.
    ·1 günde·Beğendi·8/10
    Istanbul, Izmır, Antakya, Trabzon, Van, Diyarbakır ve son olarak Mardin' de işlenen cinayetler. Ve hepsinin ortak noktası kesilmiş kayip başlar.
    Komiser Cahit ve cinayet masası ekibi ise bu sırrin çözülmesi için bir koşturmaya başlar.
    Bir yandan Mehmet Fatih öğretmen Girnavaz adındaki köye öğretmen olarak atanır. Ama daha köye gitmeden uyarılar almaya başlar.
    Kader ise sizi doğru yere çeker. Yapmasi gereken görev için yere doğru doğru sürüklenir Mehmet. .
    Satırlar arasında metafizik ve gerçek olayların bir yansıması olduğunu bilmek biraz urpertici gelebilir aslında.
    Sevgili yazarımızin bu konuda güzel araştırmalar yapıp bizlere harika şekilde sunduğu ise çok belli.
    Yeni kitap için öyle meraklıyız ki. Zira kitap çok fena bir yerde bitti .
  • şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
    kaypak ilgilerin insanı, zarif ihanetlerin

    O gün bugün, şehri dünyanın üstüne kapatıp bıraktım
    kapattım gümüş maşrapayla yaralanmış ağzımı
    ham elmalar yemekten göveren dudaklarım
    mırıldanmasın şehrin mutantan ve kibirli ağrısını.
    Azıcık gece alayım yanıma yalnız
    serçelerin uykusuna yetecek kadar gece
    böcekler için rutubet
    örümcekler için kuytu
    biraz da sabah sisi
    yabani güvercin kanatları renginde
    biz artık bunlar olarak gidiyoruz
    eylesin neyleyecekse şehrin insanı

    şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
    bozuk paraların insanı, sivicelerin

    işte öldüm, işte son kadife çiçekleri
    son defneler, badıranlarla kefenlediler beni
    bütün kaçaklar için inci bir melhem oldu benim ölümüm
    bütün hoşnutsuzlar yanlarında saklayacak
    benim ölümümden yayınlan kırpıntıları
    boğaz tokluğuna çalışanlar
    özenle kilitleyecek göğüslerine
    benim ölmüş olmamı
    hiç bir yaprak damarından
    hiçbir su özünden atamayacak beni
    ortaya benim ölümüm sürülecek
    pey akçesi olarak
    tanrıların ölümünü bir üstlenen çıkınca
    ama neler olup bittiğini hiç bir ayetten
    hiçbir vakit anlamayacak şehrin insanı

    şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
    pahalı zevklerin insanı, ucuz cesaretlerin


    İsmet Özel