ayaklarımıza dolanıyor dünya
değil oysa değil
yalnız Ondan iste umut ettiğini
gerçektir Onun sözü
ve sen* gerçeksin öyle gerçek ki
dokunamayacağım kadar yakında
yanıldınız. balçığın tadı hoş
benim adım bilinen adlardan değil
öyle diyorum karşımda bir cennet taslağı
bir tashih gibi bakakalıyorum estetik bir yanılgı gibi
telaşla fırın yazıyorum kağıda çünkü önemli
çünkü on taksit ve yalın kılıç yürüyorum beni bekleyene
yusuf diyorum haykırarak
işte heykel ve asa işte köz ve kül
sen yalnızlık bahsi, sen biraz ve herkes kadar diri olan
nedenleri sorarız. ustasıyızdır
bir eli naftalinli sandukalara sokup
ordan işte küçük, eski bir anı başlar akmaya
bu senin seğiren, seğirdikçe hangimize
siyah en çok ve ben işte gitmek. orman. aylı gece.
dokundum, dokundukça belirdi yüzün
bilinmeyen kapıların önündeyim şimdi
yüküm hem bir tavşanı eder uykusundan.
hem bir yalnızlığın yalnızlığına dökülür