Şeytan, cennetten kovulduğunda yanında bir avuç ateş vardı. Cehennemin ilk alevini bununla yaktı. İçine ise ilk insanoğlunun sevdiklerini attı. Çünkü acı, yaşanmışlıklarla değil, değer verdiğin insanların kaburgalarınsa saklıydı.
Savaşın son perdesi aralandı. Kayıplar, ölümler ve ittifaklar ortaya döküldü. Kaybetmek ve kazanmak aynı kefeye kondu. Hangisinin galip geleceğini o an için hiç kimse bilmiyordu. Ama artık şundan emindi: Kazanmak için önce kaybetmeliydi. Kazansa dahi kaybedeceğinden ise bihaberdi.
Gülü yakan ateş bülbülü de yakacaktı. Ama yeryüzünde son gül kalana, son bülbül kanat çırpana kadar ikisi de yan yana anılmaya devam edecekti. Masallarda, şiirlerde ve şarkılarda hep yan yana geleceklerdi.
Çünkü aşk, var olmakla başlayıp iki ayrı bedende yoklukla sonlanacak bir yangındı.
Ahu Timur'a, gül bülbüle sokuldu. Kimi topraklar kara kış kimileri ise bahar kokardı. Biz iki kara kış soğuk bir zemheriydik. Ama içimde büyüyen can bahardı, güneşti.