Kitabımız halasıyla yaşayan Mercan isimli bir kızın kaybolan sevgilisini ararken yaşanılanları anlatıyor.
Kitabın en dikkat çekici yanı, gerçek ile hayalin ustaca iç içe geçmesi. Mahalle yaşamı, gündelik ayrıntılar, dervişler, denizkızları, mitolojik dokunuşlar diyebilirim.
İsrafil; düzen, kaos, kimlik arayışı, kayıp ve sessizlik gibi kavramları içinde bulunduran tam kıvamında denilecek bir kitap. Üstelik öykü formunda ilerliyor olması, kitabın ağırlığını hiç düşürmemiş.
Öyküler ilerledikçe karakterlerin yaşadığı kırılmaları ve içsel çatışmaları fark ediyoruz. Bazen ağır ilerliyor gibi gelse de bu ağırlık aslında kitabın özünü oluşturuyor. Hızlı bir olay örgüsünden çok, duyguların ve düşüncelerin izini sürmek bence her zaman daha iyi diye düşünüyorum.
Betimlemelerde abartı yok; duyguya ve sessizliklere yer var. Karakterlerin iç dünyası, olayların akışıyla paralel ilerliyor; kopukluk hissettirmiyor. Sade anlatısı, derin dokunuşlarla çok hoş olmuş. Belki hikâyenin temposu sizi beklentinizin altında bırakabilir; ama duygusal iz, eminim uzun süre aklınızdan silinmez.