İçkilerin, özellikle de alkollü içkilerin doğaüstü özelliklere sahip oldukları fikri de bir o kadar eskidir. Biranın sarhoş etme ve değişik bir bilinç durumu yaratına gücü Cilalı Taş Devri içicilerine sihirli gibi görünüyordu. Sıradan tahıl çorbasını biraya dönüştüren gizemli mayalanma işlemi de öyleydi. Demek ki, bira tanrıların bir hediyesiydi: Bu nedenle, birçok kültürün tanrıların birayı nasıl icat ettiklerini ve bira yapmayı insanlara nasıl gösterdiklerini açıklayan mitleri vardır.
Sosyal bir ortamda içki içildiğinde kadehlerin tokuşturulması, kadehlerin bir tek ortak kap biçiminde yeniden birleştirilmesini simgeler. Bunlar, kökleri çok eskilere dayanan geleneklerdir.
Mezopotamyalıların bira yapımında ekmek kullanmaları arkeologlar arasında epeyce tartışmaya yol açmıştır; bazıları "ekmek, bira yapımının bir yan ürünüdür" derken, bazıları da ekmeğin önce geldiğini ve daha sonra bira yapımında bir malzeme olarak kullanıldığını savunmaktadır. Ne var ki, akla en yatkın olasılık, hem ekmeğin hem de biranın tahıl çorbasından türemiş olmasıdır. Koyu bir tahıl çorbası güneşte ya da sıcak bir taşın üzerinde kurutulup ince düz ekmek yapılabildiği gibi, sulu bir tahıl çorbasını mayalanmaya bırakıp biraya dönüştürmek de mümkündür. Aslında ikisi de aynı madalyonun iki yüzüydü:
Ekmek katı biraydı, bira ise sıvı ekmekti.