İkimiz de yorgunduk ama, uyumak istemiyorduk. Bugünün zehrini yitirmek istemiyorduk. Uyku, sanki tehlike ânında bize, kaçma anlamında bir şey olarak görünüyordu; uyumaktan utanıyorduk.
“Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan, avara et ve korkma! Tanrı, baş şeytandan çok, yarım şeytandan iğrenir!”
“Sen beni dinle, insan böyle kurtulur, böyle kurtulur. Zevk düşkünü ve keşiş olarak değil. Kendin yarı şeytan olmazsan, şeytandan nasıl kurtulursun be?”