• Günümüz dünyasının en büyük, uygar beyinlerinin ve vicdanlarının tezahürü ve adı Birleşmiş Milletler Örgütü olan bir yerde, yani bugün bütün insanlığın kendini gösterdiği ve tanıttığı bir ortamda, “ Çöllerde yersiz yurtsuz, sığınaksız bir halde çadırlarda yaşayan kadınların ve çocukların bombalanmasının yasak edilmesi” konusunda bir tasarı sunuluyor ve tasarı reddediliyor. Kendisi bu eylemi yapmak isteyen birisi bu tasarıyı reddetmiyor, Batı bu tasarıyı reddediyor. Bir başkası, bir yerleri bombardıman ediyor. Bir zamanlar yerleri yurtları, vatanları olan ve şimdi oradan çıkarılmış bulunan o zavallı kadınların, çocukların ve yaşlıların bir günahı yok; söyleyin onları bombalamasınlar, diye bir rica geliyor. Diyorlar ki: “ Hayır, olmaz! Bombalayın, vurun!” Cengiz'e bile rahmet okutuyorlar!!!

    Yirminci yüzyılın vicadanı budur. Birleşmiş Milletler Örgütü'dür. İnsan Hakları Bildirgesi'nin onaylandığı yerdir. Bu yüzyıl, hayvan hakları için, hayvanların korunması ve savunulması için koca koca kurumların oluşturulduğu bir yüzyıldır. Bu yüzyıl, ruh inceliğinin ortaya çıktığı bir yüzyıldır. Bazen sadece bir tek insanın, bir tek kişinin sosyal hakları yara aldı diye bütün dünyanın sarsıldığı bir yüzyıldır. Oysa bazen bugün var olan, hatta iki üç bin yıldan beri var olan bir millete, ertesi gün yok denilmektedir. Hem Doğu hem Batı onun kökünden budanması için birilerine silah vermektedir. Bu işler yirminci yüzyılın işleridir. Akılda ve rasyonel görüşte gelişmiştir. Öyle ki Ay küresine gitmeye karar vermekte ve gitmektedir. Birkaç yıla kadar Mars'a gitmek için proje sunmakta ve tam zamanında gitmektedir. Venüs'ün ve Neptün'ün çevresinde dolaşarak geri dönmektedir. İşte bu güçtür, akletme gücü!
    Ali Şeriati
    Sayfa 134 - Fecr
  • Venüs, o iyi huylu güzel kadın, aşk tanrıçasıydı; şirret bir cadaloz olan Juno ise evlilik tanrıçası. Bu ikisi başından beri birbirlerinin can düşmanı olmuşlardır.
  • Atlas yeryüzü dene yapboza baktı . Parçalar sürekli yeniden kesiliyordu ,fakat resim aynıydı ; buzdan takkesiyle uzayda dönüp duran elmas mavisi bir gezegen .Onun kadar güzeli yoktu. Ne kızgın Mars ,ne bulutlu Venüs ,ne de kuyrukları güneş rüzgârlarıyla savrulan kuyrukluyıldızlar.
    Derken tuhaf bir şey geldi Atlas'ın aklına .
    Neden yere indirmeyeyim şunu ?
  • Ey Tanrım , ey Venüs ey Mercury, hırsızların koruyucusu,
    Bir küçük tütüncü dükkanını ödünç ver bana,
    ya da hangi mesleğe yazarsan yaz
    insana her zaman beyninin gerektiği
    bu kahrolası yazarlık mesleğinden başka

    Ezra Pound (1885-1972)
  • Bir doğum haritasında kötücül gezegenler yani malefik
    gezegenler olan Satürn,Mars,Güneş,Rahu,Ketu bulundukları evlere zarar verirler.Bu gezegenler bulundukları evlerin temsil ettiği konular hakkında zorluklar çıkarırlar.Kötücül gezegenlerin olumlu çalıştıkları tek yer ise kötücül evler olan 6.,8. ve 12. evlerdir.Buralar zaten kötücül-zararlı evler olduğundan kötücül gezegenler 6.8. ve 12. evlerden birinde konumlandıklarında olumlu sonuçlar doğururlar.Aynı şekilde iyicil gezegenler olan Jüpiter,Venüs,Merkür,Ay iyicil evlerde (6.,8.,12 evler dışındaki evler) olumlu çalışırlar ve bulundukları eve fayda sağlarlar.İyicil gezegenler,kötücül evler olan 6.,8. ve 12. evlere denk geldiklerinde ise iyi özelliklerini önemli ölçüde kaybedip zarar görürler.
    Bu yazıyı sayfanızda paylaşın ki herkes bilgilensin.Sevgiler !
  • Hayatta, olmazsa olmaz dediğimiz şeyler vardır.
    Kimimiz aşksız mutlu olamıyor, kimimiz olsa iyi olur diyor, kimimiz ise zaten aşkı yaşıyor.
    Peki, nedir iki insanı birbirine bağlayan aşk? Neden bazı insanlar aşkı doludizgin yaşarken, bazı insanlar aşktan mahrum kalıyor?
    Gelin beraber burçlar açısından durumu değerlendirelim; değerlendirirken de Venüs'ün bugünlerde gökyüzünde ortalığı karıştırdığını göz önünde bulundurulalım.
    Bıçak kadar boyu var, türlü türlü huyu var dedirten Venüs-Akrep seyrinin 7'den 70'e tüm ilişkileri sınava tabi tuttuğunu da unutmayalım.
    Koç, Balık ve Akrep burçları; aşk konusunda çekingen davranmayı tercih eder.
    Yalnızlıktan da mutluluk duyan nadir burçlar olduklarını dahi söyleyebilirim.
    Onlar, hayatın anlamını aşkta aramaz.
    Olsa fena olmaz ancak, onlar için olmaması da bir eksiklik değildir.
    Bu durumu 'Acaba ben güzel/yakışıklı değil miyim?' diye değerlendirmezler.
    İkizler, Aslan, Yay ve Kova burçlarının hayatına kim girerse girsin, öncelikle kendilerine aşıktırlar. Onlar için bir nevi bekarlık sultanlıktır da diyebilirim.
    Bu durumu çapkınlık olarak da değerlendirebilirsiniz. Aynı zamanda aşka, evliliğe, uzun süreli ilişkiye en uzak burçlardır. 'Seviyorum, öyleyse varım' demek hiç de onlara göre değildir. 'Önce ben' demekten asla çekinmezler; onlar için aşk yaşamak, birilerinin ona aşık olması demektir.
    Karşılıklı duygular konusunda pek iyi değillerdir.
    Boğa, Yengeç, Başak, Terazi ve Oğlak burçları için aşk çok önemlidir. Aşka aşık olduklarını dahi söyleyebilirim.
    Düzenli bir ilişki, hatta düzenli bir kalp ritmi tam onlara göredir.
    Hayatlarını yalnızca bir kişiye adayabilirler.
    Seviyorum demek, aşık olmak, evlenmek onlar için asla korkutucu bir şey değildir.
    Beraber oldukları kişide kendilerini bulur, bulamazlarsa da bulana kadar ararlar.
    Bu durum onlar için yorgunluk değil, aksine heyecan demektir.
  • *spoiler içerir*
    Sinirimden inim inim inlediğim bir kitap oldu. Evet, Severin'in mazosişt olduğunu ve köleliğini kabul etme sebebinin bu olduğunu başından beri biliyorduk, ama buna rağmen saflığı ve tapınmasından kör olması beni delirtti. Wanda'yı öldüresim, Severin'i de soğuk sulara atasım geldi kendini toparlaması için. Sinir olarak bitirdiğim bir kitaptı benim için. Tekrar okuyacağımı zannetmiyorum. Kadın erkek ilişkilerinde iki tarafın eşit olursa asla mutlu olamayacağı vurgulanmış.