Geçmişine ait boş pişmanlıklar, yakıcı vicdan azapları ona iğne gibi batıyor; bütün gücüyle bu işkenceden kurtulmaya uğraşıyor, suçu yüklenecek kendinden başka birini bulmaya çalışıyordu. Ama bu kim olabilirdi?
Hayatındaki işler küçüldükçe küçülmüştü. Ama Oblomov bu küçük işlerin de hakkından gelemiyordu: Birinden ötekine geçemiyor, dalgalar gibi ondan buna, bundan ona gidip geliyordu. Onlara ne iradesiyle karşı koyabiliyor, ne de aklıyla bir yol açabiliyordu.