Marie Curie şuna inanırdı: " Bireyleri eleştirmeden daha iyi bir dünya inşa etmeyi umamazsınız. Bunun için her birimizin, hem kendisini geliştirmek için çaba harcaması, hem de bütün insanlık için genel bir sorumluluk duyması gerekir. Kendileri için daha yararlı olabileceğimizi düşündüğümüz insanlara yardımcı olmak görevimiz olmalıdır."
Şöyle bir bakıcak olursak; insan aslında yanlız olmaya mahkum bir varlık. Her ne kadar çevremizde bir sürü insan olsa da hiç biri ,bir biz değil. Olamaz da. Başkalarının söylemleri bizi ne durumda etkiler ? Çevre duyarlılıkları artmış durumda. Hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığı bir bireyi çok rahat bir şekilde yargılamakta insan. Marie Curie'nin dediğine tamamen katılmıyorum. Üstümüze vazife olmayan bir şahsı kendi düşüncemizi (kendi bildiğimiz doğrular) direterek , yargılamak kesinlikle objektif bir bakış açısına sahip olmadığımız gösterir. Bu durum çok vahim. İnsanların iletişim kurmaları için Tanrı onlara duyu yetileri vermiştir. İki dinleyip bir konuşmalıyız. Sorgulanmadan yapılan bir eylemi hayata geçirmek aptallık olurdu. Marie'nin de dediği gibi 'kendileri için yararlı olabileceğimizi düşündüğümüz insanlara yardımcı olmak görevimiz '. Tongue Fu'nun "insanların yanlış yönlerini tartışmak bunları derinleştirmekten başka bir işe yaramaz" demesi aslında bu konuya çok açık yanıt vermiş olur diye düşünüyorum. Tartışmak. Ne kadar da zorlayıcı, yıpratıcı ve bireyin kendi düşüncesini karşısındakine kabullendirmek istemesi..Bir çok şeye geç kalıyoruz. Kendimize , sevdiklerimize, hayallerimize..Asıl amacımızdan çıkıp gereksiz şeylere yöneliyoruz. Bir duruma dur demenin vakti gelmedi mi? Yaşamımızı düzenliyecek olan bizleriz. Okuduğumuz kitaplar, çevremizin görüşü, dinlediğimiz konferanslar, tartışmalar hiç biri tamamiyle bizi