Ahlak tari hi boy unca , birkaç ahlak anlayışı birbiri yle çarpışmıştı r, deni lebilir: Akılcı, de neyci ve so sy al ge rçekçi (sosyolojist)
ahlak anlayışları ... Akılcılar , faziletle bilgiyi aynileştirdiler. Sokrates, "iy i nin bi lgisi , onun uy gula nmas ını da bi rli kte getirir" ve "kötülük bi l gisizl i ktir, hiç k imse bi le bile kötülük e tmez " diyo rd u . Bu
a nlayış , i lk, orta ve yeni çağ boyu nca i lke o l arak sav u nuldu . Bilgi
ve a kıl , ahlak içi n yeterl i sayıldı. Topçu'ya göre bunlar, ahlaki ide
al, yani gaye ile ahlaki olguların bi l gisini bir biri ne karıştırdılar.
Hal buki bi l gi, ahl aki h are ke tte n arta kal an şeydi r, onu n bir so nucudur. İşte bur ada deneyc i ahlak karşımız a çıkıyor ve d iyo r ki, iy inin
bil inmes i ye tmez, onu n tatb iki esastır; fazilet fikri ne sa hip olmak
değ il , onu yaşamak gere k. Bu ise ö nceden b ir de ne yi şart ko şar.
Is tırap çekme miş ola n başkasının ıstı rab ına ko şamaz. Ya ni iy inin
egze rsi zi onun bi l gisinden öncedir. O h alde ahlaki hareket , kendi
bilg isini de ta yi n ede r.