Esra DOĞANAY KELEŞ

Efendim, Kurtarıcım, Peygamberim
Ne yarındı, ne de dündü Tenhâda siyah bir gündü Uyarıyor annem beni Bana gene yol göründü Düşe kalka yürüyorum Ufukta gül görüyorum
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir elimizde umut Bir elimizde sevda Yürüyelim seninle İstanbul'da Musiki kesilsin, tükensin yazı
Yağmur
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım Senin için görülen bir düş de ben olsaydım Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım.