Esra DOĞANAY KELEŞ

Esra DOĞANAY KELEŞ
@verahanim
DİB

Esra DOĞANAY KELEŞ

, bir kitap okudu
Puan vermedi·69 syf.·
2025 2. kitabı
Stefan Zweig
7.2/10 · 171,6bin okunma
Reklam
Üç Soru Kralın biri kafasını kurcalayan üç tane sorunun cevabına ulaşabilirse hayatta her türlü başarıyı elde edebileceğini düşü-nüyordu. Cevabını aradığı bu üç soru şöyleydi: 1. Bir işe başlamak için en uygun zaman hangisidir? 2. En gerekli/önemli kişi kimdir? 3. Her zaman yapılması gereken en önemli şey nedir? Kral tüm bilgeleri huzurunda topladı. Ancak sorularına her bilgeden farklı cevaplar geldi. Örneğin; en gerekli/önem-li kişi bazı bilgelere göre kralın danışmanları, bazılarına göre papazlardı. Hatta bir kısmına göre hekimler; bir kısmına göre ise savaşçılar olmalıydı. Verilen tutarsız cevaplardan tatmin ol-mamıştı kral. Hal böyle olunca, bilgeliğiyle ünlü bir münzeviye danışmaya karar verdi. Ancak bu münzevi sıradan, basit insanlarla konuşur, saray erkânı ile tek laf etmezdi. Bir ağaç kovuğunda yaşar, yanına ba-sit yaşamı olan halktan başkasını kabul etmezdi. Bunu öğrenen kral üstüne sade elbiseler giyerek halktan biriymiş gibi bilge-nin karşısına çıkmak için yola koyuldu. Münzevinin yaşadığı kovuğa yaklaştığında atından indi ve muhafızlarını indiği yer-de bırakıp yola devam etti. Kral vardığında, münzevi bahçeyi çapalıyor, çiçek dikmeye hazırlanıyordu. Kralı görünce selam layıp kazmaya devam etti. Kral yanına gelip sorularını sordu, ancak bilge ona cevap vereceği yerde işini yapmaya devam etti Cılız ve kuvvetsiz olan bilgeye yardım etmek için küreği istedi kral. "Yoruldunuz..." dedi. "Küreği bana verin de biraz dinle. nin." Bilge itiraz etmeden teşekkür etti ve yere oturdu. Kral bir iki kazdıktan sonra sorularını tekrarladı. Ancak münzevi hiç oralı olmayıp, "Biraz dinlenin; bir parça da ben çalışayım" diyerek küreği geri istedi. Kral küreği geri vermeyip uzunca bir süre kan ter içinde çalışmaya devam etti. Sonun-da dayanamayıp bilgeye döndü ve "Ey
Denge demişken, ormandaki çaresiz kirpilerin hikâyesini çoğunuz bilirsiniz. Ormana kış çok sert gelmiş. Hayvanların çoğu soğuktan telef olmuşlar. Bu soğuktan en çok etkilenen hayvanlardan biri de kirpiler olmuş. Kendilerini koruyacak kürkleri olmadığı için donarak ölüyorlarmış. Kirpiler bu duruma bir çare bulmak için toplanmışlar bir gün. Geceyi birbirlerine sokulup uyuyarak geçirmeye karar vermişler. O geceyi hepsi birbirlerine çok yakın geçirmişler, vücut ısılarından yararlanmak için. Ama kısa bir süre sonra iğneleri ile birbirlerini yaraladıklarını görüp ayrılmak zorunda kalmışlar. İğneleri birbirlerine battığı için yaralanıp ölenler bile olmuş. Ertesi gün tekrar uzaklaşmışlar. Bu defa da donanlar olmuş yine. Bu ayrılıp birleşme durumları, birbirlerine zarar vermeden yaklaşabilecekleri mesafeyi bulana kadar böyle sürmüş. Sonunda birbirlerine zarar vermeyecek kadar yakın, birbirlerinin vücut ısısından yararlanacak kadar uzak durmayı öğrenmişler. İlişkiler de böyle işte. Hayatta her şey bir denge üzerine kurulmuştur. Denge yaşam demektir. Denge bozulunca yaşama dair her şey altüst olur. İlişkilerde de birbirimize ve ilişkiye en az zararın verileceği ve en fazla faydanın sağlanacağı bir mesafe belirlemek en önemli olmazsa olmazlardandır. -34
Eğer bir dış etken sizi üzerse, duyduğunuz acı o şeyin kendisinden değil, sizin ona verdiğiniz değerden geliyordur, onu da her an ortadan kaldırma gücünüz vardır. Marcus
Herkes kendine layık gördüğü kadar mutluluğa sahip olur. Sen kendine neyi layık görüyorsun?
Reklam