Şifa Vera

6/10
·192 syf.·
2024 13. kitabı
Yeterli bulmadım. Bu kitap ancak psikolog eşliğinde ebeveyne bir rehber olarak psikolog yönlendirmesi ile kullanılabilir veya oyun terapistleri için uygun olabilir. Tek başına ebeveynin amacına çok fazla hizmet eden bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Alternatif çok daha güzel kitaplar var. Altını çizecek çok az satır oldu. Örneklendirmeler var ama az. Özellikle sonlara doğru bazı kısımlarda verilen öneriler zaten içgüdüsel davranışlardir çok faydalı gelmedi.
Ebeveynler için TheraplayHelen Rodwell · Gün Yayıncılık · 2021111 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir şey okudum: "Bir psikologa gidip açmazlarımı onardığımda evlenmeye hiç ihtiyaç duymayacağım belki de" İnanılmaz bir aydınlanma yaşadım. Evet herkes evlenmek istiyor, en travmatik yaşamdan gelen de ufak tefek sorunları olan da. Belki de bütün travmalarımızı temize çekmek istiyoruz evlilikle. Aslında hiçbir çözüm olmayacak bu yolu, kendimizi gerçekten sevilebilir, değer görebilir olduğumuza ikna etmek için bir fırsat olarak görüyoruz. Basit bir yalnızlık hissinden kurtulmanın çok ötesi. Kendimize bir şeyleri ispat etmek istiyoruz. Çocuk sahibi olup çocukluğumuzu o çocukta onarmak, evlenip hem öz değerimizi kazanmak hem bilinçaltımiza işlenmiş anne babamizin birbirine karşı ilişkisini tamir etmek, kendimizce her şeyi sıfırdan yaşama şansı elde etmek için. Belki de yazar çok haklı. Bu zihinsel örüntü ile ihtiyacımız olan bir evlilik değil de psikoterapidir belki de.
Hayata Dair
İlk öğretmenime mektup
Merhaba T.... hocam, Ben, muhtemelen hiçbir zaman hatirlamayacaginiz, sizin için görünmez olmuş bir öğrencinizdim. Bunu idrak edebildiğim süreden beri sizinle ilgili tüm anılarım beni tek bir şeye zorluyordu: Sizi bulmak ve bunun sebebini size sormak. Ben neden görünmezdim? Kendimce tek varolabildigim yöntem başarılı olmakken ve bunu ispatlayabileceğim yegane kurum okulken, benim yada herhangi bir öğrencinin başarılı hissetme hakkını elinden alırken hiç vicdaniniz sizlamadi mi? Size sürekli kendini göstermeye çalışan küçük, sessiz bir çocuktum size hiçbir zarar veremeyecek ve hatta vermeyecek masum bir çocuktum. Ben size hiç hakaret etmedim, hiç saygısızlık yapmadım. Basitçe bir çekingenliğin ürünü olan "burdayım"ı sesli bir şekilde söyleyemediğim için beni her gün bir ders süresince tek ayak üstünde beklettiğiniz halde size bir gün nefretle bile bakmadım. Diğer çocukların gözünde nasıl görüneceğimi umursamadan çekingenliginden "burdayım" diyemeyen çocuğu desteklemek yerine, daha büyük bir utanç duygusuna iterek. Utangaçlığım bir yana, duyduğum müthiş bir öğrenme arzusu vardı. Hep bekledim beni farkedeceğiniz günü; bir gün bana da iyi davranacağınız ümidiyle bekledim. Boş yere kaldırdığım parmağımı görmezden geldiğinizde, parmağımı geri indirirken kapıldığım ümitsizliği her gün yenisiyle değiştirdim. Kimsenin cevaplayamadığı sorulara kalkan tek parmak benim olmasina rağmen ısrarla yok sayıp kendiniz çözüyordunuz. Neydi benden bu kadar nefret ettiren sizi? İstiklal marşının iki kıtasını ezberlememizi ödev verdiğinizde ben on kıtasını ezberlemiştim ama siz dinleme zahmetine bile katlanmadınız bile takdir etmek şurada dursun. Sınavda çarpım tablosunun ikiye kadar olan kısmını sormuştunuz, bense ona kadar hepsini yazdım diye kağıdıma sayıların üzerine kırmızı kalemle
Boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hakkını alacağı bir ahiret gününe iman ediyorum o yüzden içim rahat elhamdülillah. Ancak isterdim ki bazı şeyler bu dünyada da var olsun, şeksiz şüphesiz bir güven mesela.
Duygu ve Düşünce