Mustafa Direk

Mustafa Direk
@verbaluce
Sadece şu anda yaşıyoruz çünkü her zaman, sonsuza kadar bugündür ve yarın da bir bugün olacaktır, sonsuzluk tam da şu andaki şeylerin halidir. ''Clarice Lispector'' intp 5w4
2. Yasa: Arkadaşlarınıza Asla Fazla Güvenmeyin
Robert Greene – İktidar 2. Yasa: Arkadaşlarınıza Asla Fazla Güvenmeyin, Düşmanlarınızı Kullanın İktidar - Güç Sahibi Olmanın 48 Yasası Bu yasa, arkadaşlık ilişkilerine dair bazı temel varsayımları sorguluyor. Kitapta yer alan örneklerde, dostlarınıza sağladığınız desteklerin çoğu zaman yeterince minnetle karşılık bulmadığı, hatta bazen haset uyandırabileceği vurgulanıyor. Ayrıca, o an güçlü konumda olan sizseniz, durum tersine döndüğünde arkadaşınızın size sizin ona davrandığınız kadar sadakat göstermeyebileceği fikri öne çıkarılıyor. İnsan doğası karmaşık; davranışları öngörmek her zaman mümkün değil. Bu bölümdeki anlatılar, belirli tarihsel olaylardan yola çıkarak insan ilişkilerinin nasıl beklenmedik şekillerde evrilebileceğine dair çıkarımlar sunuyor. Öne çıkan düşünceler arasında şunlar var: Gelişim açısından düşmanların, dostlardan daha verimli olabileceği, Seçtiğimiz arkadaşların bazen farkında olmadan tehlikeli durumlar yaratabileceği, Sosyal ilişkilerdeki koşulsuz güvenin, rehavetin ve "emin olma" halinin bizi kırılgan ve savunmasız bırakabileceği… Bu fikirler bazı sosyal çevreler ve durumlar için geçerli olabilir; fakat her duruma doğrudan uyarlanabilir mutlak ilkeler değiller. Kişisel olarak, bu bölümü bir "öğreti" olarak değil, olası bir durumun, olası bir sonucu şeklinde değerlendirmeyi tercih ederim. Yani mutlak bir kural değil, bir ihtimali işaret eden bir uyarı gibi ele alıyorum. Çünkü kitapta sunulan örneklerde, bazı sınırlayıcı etkenlerin ve durumsal farklılıkların göz ardı edildiğini hissediyorum. Bu yüzden, körü körüne alınması yerine bağlamına göre yorumlanması gereken bir yasa gibi düşünüyorum.
İktidar
Reklam
Efendinizi asla gölgede bırakmayın (1. Yasa)
Robert Greene – İktidar Kitabın ilk yasası, “Efendinizi asla gölgede bırakmayın” cümlesiyle başlıyor. Bu bölümde iki gerçek hayat hikâyesi üzerinden yasa temellendiriliyor: Biri Galileo’ya, diğeri ise bir saray üyesine ait. İlk hikâyede, saray üyesi kralın ihtişamını vurgulamak amacıyla büyük bir organizasyon düzenliyor. Fakat bu gösterişli etkinlik, onun kraldan daha etkileyici bir figür olarak algılanmasına neden oluyor ve bu durumun sonucu olarak saray üyesi tutuklanıyor. Galileo’nun hikâyesinde ise, yıldızların tıpkı kraliyet ailesi gibi parladığını söyleyerek onları göklere atfediyor; bu metaforik yaklaşımı sayesinde ödüllendiriliyor. Bu bölümde dikkatimi çeken bazı noktalar oldu. Yaklaşık 12 yıldır farklı sektörlerde çalışıyorum ve birçok yöneticiyle yakın temas hâlinde bulundum. Gözlemlediğim kadarıyla, Robert Greene’in işaret ettiği gibi, birçok işletme sahibi ya da yönetici; çalışanlarının zekâsı, yetenekleri ve becerileriyle öne çıkmasını hem görmek ister gibi davranıyor hem de aslında bundan rahatsızlık duyabiliyor. Övgüye, takdire ve görünür olmaya aç olduklarını, özellikle otorite pozisyonundaki kişilerin, kendilerinden daha donanımlı görünen birini kolay kolay kabullenemediklerini birçok kez deneyimledim. Bazı yöneticilerin yanında, zekice geri planda kalabilen kişilerin zamanla daha fazla sevildiğine ve korunduğuna tanıklık ettim. Bu da bu yasanın, iş hayatında nasıl işlediğine dair kişisel ve somut bir örnek oluşturdu benim için. Ancak daha temelde başka bir şey fark ettim: Bir kişi kendi yeteneklerine, bilgisine ve zekâsına gerçekten güveniyorsa — yani sahici bir özgüveni varsa — bu tür tehdit algıları o kişiyi daha az etkiliyor. Böyle biri, çevresindeki insanların parladığını gördüğünde tedirgin olmak yerine, bununla nasıl ilişki kuracağına
İktidar
Bazen çevremdeki insanları duyuyorum, görüyorum, tepki veriyorum. Ama bir türlü ‘onlarla karşılaşmıyorum’. Varlıklarını fark edemiyorum. Tüm davranışları yalnızca değişkenlere indirgenmiş bir kaos gibi geliyor. Ve sanırım ben gerçeklikle değil, sadece veriyle yaşıyorum.

Mustafa Direk

, bir kitap okudu
10/10
·72 syf.·
Beğendi
·
4 saatte okudu
·
2025 4. kitabı
Byung-Chul Han
7.7/10 · 2.161 okunma
Etkin olanlar mutat olduğu üzere daha yüksek bir etkinlikten yoksundur (...) bu bakımdan tembeldirler. (...) Etkin olanlar yuvarlanırlar, tıpkı bir taş gibi mekaniğin ahmaklığı, uyarınca yuvarlanırlar. Farklı etkinlik tarzları vardır. Mekaniğin ahmaklığını takip eden etkinlik, kesintiler bakımından yoksuldur. Makine duraklayamaz. Devasa hesaplama yeteneğine rağmen bilgisayar, tereddüt etme yeteneğinden yoksun olduğundan dolayı ahmaktır.
Sayfa 41 - İnka yayınevi·Kitabı okudu
Reklam