…O mezarda çürüyecek şey etten, kemikten ibaret şey. Sevişen ruhlarımızdır. Evet, ruhlarımız ki bu cisim kafesinden kurtuldukları anda görüşecekler. Evet, hiç şüphem yok, görüşecekler.
…Evet kendimize sahip değiliz ama yaşam ve ölümümüze sahibiz. Kendimizi sahra-yı adem’e atabiliriz. Orada hür yaşayabiliriz. Bu dünyada hürriyet yokmuş. Dünyanın en hür olanları esirlermiş!
…Çünkü aşk öyle tabii bir şeydir ki insanoğlunun her kesiminde yani erkeğinde dişisinde, küçüğünde büyüğünde, çocuğunda yetişkininde, gencinde ihtiyarında, fakirinde zengininde, akıllısında ahmağında, aliminde cahilinde, medenisinde bedevisinde ortaya çıkar. Herkesin gönlü aşkla yoğrulmuştur. Beşikteki çocukların gönülleri bile aşktan çok uzak değildir…