Anlamıyor musunuz siz, kendim olmak istiyorum, kendi adımla anılmak istiyorum ve erkeklerden, evlilikten yalnızca dostluk bekliyorum. Dostluk da saygı da eşitlikle olur, anlamıyor musunuz, eşitliğin olmadığı yerde ikisi de yok.
“Baba, ben evlendiğimde eve bir sarı kanarya almıştın. Meğer beni çok severmişsin de, arkamdan sarı kanaryam dermişsin. Baba, ben hâlâ bir erkek sevgisine muhtaç, her seni seviyorum’un peşinden mi gideceğim? Baba, sen beni seviyormuşsun meğer… Bundan böyle her seni seviyorum’un peşinden gitmeme gerek yok, değil mi? Baba, sen beni seviyormuşsun meğer, her başımı göğsüne dayayana ağlamam için bir neden yok, değil mi? Baba, sen beni sevmişsin, sevgi, bir erkeğin sevgisi hiç eksik olmamış ki hayatımdan… Baba, seni seviyorum’lar da yetmiyor artık bana… Onları her şey sanmıştım… İnsan yaşamında eksik olanı, her şey sanıyor… Ama artık sanmayacağım baba…”