Çünkü insan kendisi için yaşamıyor; yığınlar için yaşadığını sanan, hiç yaşamıyor- geriye, bir iğne iplikle peşinizden koşturan birkaç kişi kalabiliyor ancak.
Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi, sözleri, elleri, tavırları gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu.
En büyük arzusu, bana kendisinin vaktiyle sahip olmadığı şeyleri vermekti. Ama bu onun için böyle çok çaba, para konusunda öyle çok endişe ve çocukların mutluluğuna odaklanan bakış açısı kendi eğitimine kıyasla öyle farklı bir yaklaşımdı ki şunları söylemekten kendini alamazdı: “Bize pahalıya mal oluyorsun,” ya da “Sahip olduğun şeylere rağmen hâlâ mutlu değilsin!”