Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi, sözleri, elleri, tavırları gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu.
En büyük arzusu, bana kendisinin vaktiyle sahip olmadığı şeyleri vermekti. Ama bu onun için böyle çok çaba, para konusunda öyle çok endişe ve çocukların mutluluğuna odaklanan bakış açısı kendi eğitimine kıyasla öyle farklı bir yaklaşımdı ki şunları söylemekten kendini alamazdı: “Bize pahalıya mal oluyorsun,” ya da “Sahip olduğun şeylere rağmen hâlâ mutlu değilsin!”
En çok dışarıda, şehre indiğimde acı çekiyordum. Araba kullanırken bir anda, “Artık dünyanın hiçbir yerinde olmayacak,” diyordum. İnsanların alışılagelmiş davranış biçimlerini artık anlayamıyordum, kasapta şu
ya da bu parçayı seçmek için gösterdikleri özen beni dehşete düşürüyordu.